Connect with us

Yeni Modeller

Skoda’nın Yeni Hatchback Modeli Scala İlk Kez Gösterildi

Skoda, markayı geleceğe taşıyacak yeni tasarım dili ve teknolojik atılımını ilk kez Scala modeli ile gösterdi. Sınıfındaki standartları yeniden belirleyecek olan yeni model karakteristik yeni bir tasarım diline ve ileri teknolojilere sahip. Skoda’nın ileriye doğru yaptığı büyük ilerlemeyi temsil eden Scala’nın ismi ise, Latince “basamak“ veya “merdiven“ anlamına geliyor.

Skoda, Vision RS konseptinden ilham alan sıra dışı tasarımıyla birlikte üst düzey fonksiyonelliği ve ileri bağlantı teknolojilerini Scala’da buluşturuyor. MQB A0 platformu üzerine yapılan Scala, yenilenen tasarım dili kapsamında, önemli bir yenilik daha getiriyor. Aracın bagaj kapağının üzerinde artık logo yerine büyük harflerle Skoda ismi yer alıyor. Üst donanım paketinde sunulan, 18 inç büyüklüğünde jantlar ve genişletilmiş arka cam da dinamik tasarıma katkı sağlıyor.

Scala, mümkün olan en uzun aks aralığı ve arka bölümüyle de öne çıkıyor. Sonuç olarak kompakt boyutlara karşın içeride geniş bir yaşam alanı sunulacak. 2,649 mm aks aralığı sahip aracın uzunluğu 4,362 mm, genişliği 1,793 mm ve yüksekliği ise 1,471 mm. Aerodinamik tasarımı sayesinde ise rüzgar direnci katsayısı sadece 0.29 cd olacak.

Geniş ve teknoloji dolu bir kabin
Scala’nın dış tasarımındaki dinamik çizgiler, kabin içinde de devam ediyor. Vision RS konseptiyle şekillenen şık iç mekana, Skoda’nın alametifarikası olan cömert yaşam alanı ve sınıfının en büyük bagaj hacmiyle pratiklikle de kazandırıldı. Yüksek kaliteye sahip, yumuşak malzemeli kabinde, ortaya konumlandırılmış dokunmatik ekran, sıcak bir atmosfer sağlayan ambiyans ışıklandırmaları, renkli dikişlere sahip koltuklar gibi şık detaylar bulunuyor.

Opsiyonel olarak sunulan ‘Sanal Kokpit“ özelliği, 10.25 inç’lik ekranıyla segmentinin en büyüğü olarak Scala’da öne çıkıyor. Ortaya konumlandırılan dokunmatik ekran 9.2 inç boyuta kadar tercih edilebilecek. Bu merkezi ekran, sürücü ve yolcular tarafından rahatlıkla okunabilecek şekilde tasarlandı. Scala, akıllı telefon ile aracın kapılarını açıp/kapama özelliğinden diğer online servislere kadar birçok bağlantı teknolojisini de sunacak. Sayısız Simply Clever özellik sunacak olan Scala, segmentinde ilk kez elektrikli bagaj kapağı sunan model olarak öne çıkıyor.

Beş farklı motor seçeneği
Yeni Scala, Skoda markasının en verimli motor seçenekleriyle satışa sunulacak. 90 PS’den 150 PS’ye kadar farklı güç çıkışlarına sahip motorlarıyla geniş bir ürün yelpazesi yer alacak. Scala’da üç farklı güce sahip 1.0 lt, 1.5 lt ve 1.6 litre TDI dizel motorların yanı sıra 1.0 G-TEC çevre dostu doğal gazlı (CNG) motoru da seçenekler arasında yer alacak. En üst düzeyde aktif ve pasif güvenlik teknolojileriyle donatılan Scala, LED ön ve arka farlar, geniş bagaj alanı ve sayısız pratik özelliğiyle sınıfında yepyeni bir sayfa açacak.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elektrikli

Cumhurbaşkanı Erdoğan Togg’un sedan modeli T10F’i inceledi

Togg’un yeni modeli Türkiye’de ilk kez sergilendi: Cumhurbaşkanı Erdoğan T10F’i inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.
Togg’un yeni modeli T10F Türkiye’de ilk defa Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB), 80. Genel Kurulu’nda sergilendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada T10F’i inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Geçtiğimiz yıl Ces’e damga vuran T10F, Türkiye’de en uzun menzile sahip elektrikli otomobillerden birisi olacak. Tasarımıyla büyük ilgi gören yeni model piyasaya çıkmak için gün sayıyor. İşte, T10F’in özellikleri.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB), İkiz Kuleler’de düzenlenen 80. Genel Kuruluna katıldı.
Erdoğan, milletin emanetini taşıyan bir siyasetçi olarak Türk ekonomisinin nabzının attığı TOBB Genel Kurullarına iştirak etmeye her zaman önem verdiğini belirterek, burada dile getirilen yapıcı eleştirilerden faydalanmaya gayret ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada Togg’un yeni modeli T10F’i inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.
Togg T10F, tıpkı T10X gibi kullanıcıyı merkeze koyan, akıllı yaşam çözümleriyle sürekli internetin içinde olan ve uzaktan güncellemelerle sürekli gelişen ve yeni kalan bir cihaz. 2025 yılı içerisinde önce Türkiye’de sonra Avrupa pazarında kullanıcılarla buluşacak olan T10F, RWD (standart menzil arkadan itiş), RWD (uzun menzil arkadan itiş) ve çift motorlu olmak üzere üç farklı teknik ve iki farklı donanım özelliğiyle pazara çıkacak.
160 kW / 217 Beygir güç ve 350 Nm tork üreten T10F RWD (arkadan itiş), iki farklı batarya seçeneğiyle 350+ ve 600 (*) kilometreye varan menzillere sahip olacak. T10F’in 0-100 km/s hızlanması 4,6 saniye olan, 700 Nm tork üreten çift motorlu AWD (dört çeker) versiyonu ise 530 kilometreye varan bir menzil (*) sunmayı hedefliyor. Standart menzilli model 52,4 kWh batarya kapasitesine sahipken, uzun menzilli modelde bu kapasite 88,5 kWh’e çıkacak.
T10F, aynı zamanda harici bir güç kaynağı olarak kullanılmasına olanak tanıyan cihazdan elektrikli aletlere enerji aktarımı (V2L) teknolojisine sahip olacak. Bu teknoloji sayesinde Togg kullanıcıları akıllı cihazlarını tam anlamıyla üçüncü bir yaşam alanı olarak kullanabilecekler.

Uzaktan güncelleme ile sürekli güncel
T10F, uzaktan güncellemeler (OTA: over-the-air) ile sürekli kendini yenileyebilen sürücü destek sistemleri sayesinde sürüş güvenliği ve konforunu en üst seviyeye yükseltecek. Euro NCAP programının tüm testlerinden en yüksek seviye olan 5 yıldızı alacak şekilde tasarlanan T10F, yedi adet hava yastığı, dayanıklı ve sağlam altyapısı ile her türlü yol koşulunda güvenli bir sürüş sağlayacak. Trafik işareti algılama sistemiyle birlikte çalışan dur-kalk fonksiyonlu akıllı adaptif hız sabitleyici ve akıllı şerit takip sistemi & şeritten ayrılma ikazı gibi özellikler sunacak T10F, “yoğun trafik pilotu” asistan özelliğine de sahip olacak. Kullanıcılar bu özellikle 15km/saat hıza kadar olan yoğun trafikte ellerini direksiyondan ayırıp T10F’in kontrolünde ilerleyebilecek. Bu özellik V2 donanım seviyesine sahip olan akıllı cihazlarda aktif olacak. T10F, yine V2 donanım seviyesinde standart olarak bir çevre görüş kamerası, kör nokta asistanı, sürücü dikkat asistanı, gelişmiş elektronik denge kontrolü ve otomatik park asistanı özelliklerini de kullanıcılarla buluşturacak.

Dinamik, sportif ve modern
T10X gibi C platformunda tasarlanan T10F, Togg DNA’sında bulunan stilistik özelliklerin korunduğu bir görünüme sahip. Cihazın stil konseptinde, dinamik ve sportif bir çizgiyi modernlikle birleştiren hacimli arka tasarım dikkat çekiyor. Yan çizgilere dinamik bir şekilde bağlanan farlar da ön tarafa sportif bir görünüm kazandırıyor. T10F’in ön kısmında, sportif ön panele entegre edilmiş uzun, ince dönüş göstergeleri ile bir Togg imzası olan ‘bumerang’ şeklindeki gündüz farları yer alıyor. Ön kısımda bağımsız MacPherson ve arka kısımda tamamen bağımsız entegre çok bağlantılı süspansiyon, T10F’in sportif, dinamik bir tutuşla uyumlu zarif bir sürüş deneyimine imkân sağlıyor.

Kullanıcılar T10X’de olduğu gibi T10F cihazında da Togg’un mobilite deneyimini yeniden tanımladığı Trumore mobil uygulamasıyla bağlantılı bir deneyim yaşayacak ve Trumore ile fintek, insurtek, blokzinciri, IoT, yapay zekâ gibi yeni nes

 

Continue Reading

Genel

Motor sporlarında çevreci yeni konsept: Alpine alpenglow Hy4

Alpine, motor sporları tutkunlarını heyecanlandıracak hidrojenle çalışan içten yanmalı motora sahip konsept otomobili Alpenglow Hy4’ün dünya lansmanını gerçekleştirdi. 11 Mayıs tarihinde TotalEnergies 6 Hours of Spa – Francorchamps dayanıklılık yarışı için ilk kez piste çıkacak olan Alpine Alpenglow (Hy4) konsept otomobilinin sürüşe hazır ilk versiyonu, 10 Mayıs 2024 tarihinde Belçika’da bulunan Spa – Francorchamps pistinde tanıtıldı. Alpenglow ayrıca 15 – 16 Haziran 2024 tarihlerinde 92. kez düzenlenecek olan Le Mans 24 Saat yarışında gösteri turuna çıkacak.

Alpenglow Hy4, bir yarış pistinde performans ve sürdürülebilirliğin uyumu ile içten yanmalı bir motorun sesinin verdiği heyecanı gözler önüne seriyor. Ayrıca isminde bulunan ‘Hy’ ifadesi hidrojen, ‘4’ rakamı ise dört silindir kavramlarını birleştiriyor. Alpine, hidrojenle çalışan içten yanmalı motor teknolojisi ile çevresel yeniliği ve performansı bütünleştiriyor. Bu teknoloji, motor sporlarını karbondan arındırmak için yeni bir yaklaşım ortaya koyuyor. Alpine, 2022 Paris Otomobil Fuarı’nda ilk kez sahneye çıkardığı Alpenglow Hy4, karbon monokok gövdesi ve 340 hp güç üreten turbo beslemeli 2,0 litrelik 4 silindirli motoru ile yarış otomobili olarak tasarlanan gerçek bir tekerlekli laboratuvar niteliği taşıyor.

Alpine Alpenglow Hy4, markanın gelecek modellerinin tasarımına ışık tutan bir konsept otomobil olarak üretildi. Yeniden tasarlanan çarpışma güvenliği kafesi ve iki koltuğu barındıracak şekilde genişletilen iç mekanı ile işlev odaklı bir tasarıma ve daha iyi gövde orantılarına sahip. Tasarımında ayrıca yan bölmelerde ve kokpitin arkasında bulunan hidrojen tanklarının yerleri de korundu. Model; iz genişliği 2,10 metre, genişliği 2,15 metre, uzunluğu 5,20 metre ve yüksekliği ise 1,10 metre ölçülerinde olacak şekilde tasarlandı. Sahip olduğu bu ölçülerle, Dünya Dayanıklılık Şampiyonası’nın (WEC) prestijli Hypercar kategorisinde yarışan Alpine A424 ile görsel bağ da kuruyor.

Hidrojenle çalışan Alpenglow’un ön cephesi uzaydan gelen bir kuyruklu yıldız hissini uyandıracak şekilde tasarlandı. Ön kısmında bulunan dört fardaki “kozmik toz” ışık parçacıkları ve magenta renkli sırt vurgusu; kuyruklu yıldızın hızını ve atmosfere girişini canlandırıyor. Sırt vurgusu, konseptin arkasına ulaştığında maviye dönüyor ve dikey titanyum egzoz borularının yanındaki dikey ışıklar da içten yanmalı motorun yaydığı hidrojen ve su buharını simgeliyor.

Konseptin aerodinamik özellikleri tasarımın ayrılmaz bir parçası olup, mühendislik ve tasarım arasındaki uyumlu diyaloğu yansıtıyor. Hız ve bastırma kuvveti arasındaki dengede ön spoyler yeniden tasarlanarak geniş bir hava girişi oluşturuldu. Yeni NACA hava girişleri, yağ ve su radyatörlerini serinletecek şekilde entegre edilirken, arka difüzör daha fazla aerodinamik verimlilik için yeniden tasarlandı. Hareketsizken bile hızı çağrıştıran jantlardan, grafikleri jantların tasarımıyla uyumlu Michelin tarafından özel olarak üretilen lastiklere kadar her tasarım öğesi en ince ayrıntısına kadar düşünüldü. Karbon gövde, orta panel ve şnorkel; tipik bir Alpine unsuru olarak dağların mineral dünyasını çağrıştırıyor. Dışardan bakıldığında açıkça görülebilen teknik parçalar, kokpite açılan hava girişi ve konseptin tarzını daha fazla güçlendiren ışık üçgeni vurgusu da araç içi ambiyansa göz atma olanağı sağlıyor.

Elitra şeklindeki kapı açma mekanizması, mümkün olduğunca fazla alan açmak ve kokpite erişimi kolaylaştırmak üzere tasarlandı. Sürücü ve yolcu, kokpite doğru eğimli olan yan bölmelerin üzerinden kayarak kavisli koltuklara ulaşabiliyor. Kokpitin önündeki üçgen de dağları çağrıştıran tipik bir Alpine özelliği oluşturmakla birlikte, sürücü için belirli görsel işlevler de sağlıyor. Bir uyarı ve yön bilgisi verebiliyor, aynı video oyununda olduğu gibi gerçek zamanlı olarak; yanal G seviyesi, motor hızı veya seyahat hızı hakkında da bilgi vermek için renk değiştirebiliyor.

Ön konsol, uçak kanadı şeklindeki bir bölümle, kısmen gizlenen magenta renginde enlemesine bir boruya sahip. 3 boyutlu motiflerle süslenen karbon fiber, alüminyum ve Alcantara gibi malzemeler; spor otomobil dünyasına gönderme yapıyor. Ayrıca magenta renginde bir marş düğmesi, Alpine A110’dan alınan kumanda düğmeleri ve doğrudan Alpine’in yarış otomobillerinden aktarılan bir yarış direksiyonu da bulunuyor. Yanlarda bulunan tanklara uygulanan karbon kaplama, tankların şeklini yansıtıyor. Ayrıca Alpine Alpenglow’un hidrojenle çalışan sürüşe hazır versiyonuna, pist etrafındaki turların sesini ve görüntülerini kaydetmek üzere mini aksiyon kameraları yerleştirmek için özel alanlar da entegre edildi.

Hidrojenle çalışan tekerlekli laboratuvar Alpenglow, LMP3 karbon şasili bir yarış otomobili gibi tasarlandı. Alpine Alpenglow Hy4’ün karbon kaputunun altında, 340 bhp (250 kW) güç üreten 2,0 litre hacimli sıralı 4 silindirli turbo beslemeli motor bulunuyor. NOx emisyonlarını azaltmak için 40 bar basınçlı direkt enjeksiyonlu H2 dihidrojen ve su enjeksiyonu ile besleniyor ve 270 km/s maksimum hıza ulaşabiliyor. Alpenglow’un tasarımında güvenliği maksimum seviyeye çıkartmak için çok sayıda önlem alındı. 700 barın altındaki kompozit silindirler Yönetmelik 134 (Hidrojenle çalışan araçların güvenliği için Avrupa tip onayı standardı) sertifikalıdır. Yangın durumunda hızlı tahliye için vanalar monte ediliyor, hidrojen sensörlerle sürekli olarak izleniyor, çok sayıda kontrolle titiz bir çalıştırma prosedürü uygulanıyor. Renk kodlu bir sistem, her olayın aciliyet derecesine göre sürücüyü ve acil durum hizmetlerini uyarıyor.

Alpine, yeni konsept modelinde özellikle motorun sürücüye vermiş olduğu his ile Alpine’in yarışçı felsefesine uygun olan motor sesini bir arada sunmak için doğrudan hidrojenle çalışan içten yanmalı motor kullanmayı seçti. Bu motor türü güç üretimi, ağır yük altında mükemmel verimlilik ve düşük soğutma gereksinimleri gibi önemli avantajlar sağlıyor. Çevreci özelliklere sahip olan bu sistem CO2 emisyonlarını oldukça düşük düzeyde tutuyor; kurum, CO veya yanmamış hidrokarbon üretmiyor ve NOx emisyonları fosil yakıtlı motorlar için ulaşılamayacak seviyelere düşürülebiliyor.

Alpine Racing, yarış yönetmeliklerindeki değişiklikleri dikkate alıyor ve ACO’nun 2027 yılında gerçekleşecek Le Mans 24 Saat yarışından itibaren hidrojenle çalışan otomobillere izin vereceğini belirtiyor. Formula 1 motorlarının da 2031 yılına kadar hidrojene geçebileceği konuşuluyor.

Alpine Alpenglow Hy4, 10 Mayıs’ta pist sınırları içinde tanıtıldıktan sonra 11 Mayıs 2024 tarihinde TotalEnergies 6 Saat Spa – Francorchamps Dayanıklılık Yarışı (FIA WEC) için piste çıkarak 70.000’in üzerinde izleyici ile buluşacak. Bu, motorsporları meraklılarına, hidrojenle çalışan bir içten yanmalı motorun bir yarış otomobilinin en heyecan verici yönü olan sesi ve canlılığı nasıl sağladığını göstermek için mükemmel bir fırsat olacak. Ayrıca Alpine Alpenglow Hy4, 14 ve 15 Haziran 2024 tarihlerinde 92. kez düzenlenecek olan 24 Saat Le Mans’ta bir gövde gösterisi de yapacak.

Continue Reading

Genel

Yeni Santa FE’ye Red Dot ödülü

Hyundai, yakın zamanda Türkiye’de de satışa sunacağı Yeni SANTA FE ile ödülleri toplamaya devam ediyor. Dünyanın en saygın tasarım ödüllerinden biri olan Red Dot, “2024 Yılın Ürün Tasarımı, Araçlar” kategorisinde Hyundai SANTA FE’yi en iyi tasarım olarak seçti. SANTA FE, bu prestijli ödülü kazanarak markanın global tasarım başarısını bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.

Beşinci nesil SANTA FE, uzatılmış dingil mesafesi ve genişletilmiş bagaj kapağı açıklığı sayesinde yolcu ve yükleme kapasitesi açısından sınıfının lideri olmaya aday. Oldukça geniş bir yaşam alanı sunarak outdoor kullanım tarzına da uyum sağlayan otomobil, aynı zamanda daha uzun dingil mesafesiyle de üçüncü sıra oturmayı kolaylaştırarak konforlu bir sürüş sağlıyor.

Yeni SANTA FE, uzun dingil mesafesi ve geniş bagaj kapağı alanından türetilen dört köşeli bir şekle ve farklı bir siluete sahip. Aracın ön kısmı, yüksek motor kapağı, H şeklindeki farları ve cesur çamurluklarıyla farklı bir izlenim uyandırıyor. H şeklindeki tasarım öğeleri, Hyundai’nin ‘H’ amblemini yeniden yorumlarken uzatılmış dingil mesafesi, cesur bir tavan çizgisine, çamurlukların etrafında güçlü bir hacme, keskin biçimde tanımlanmış tekerlek kemerlerine ve kısaltılmış ön çıkıntıya hayat veriyor. Ayrıca, 21 inç jantlar ve onu saran lastikler üzerinde hareket eden otomobilin arka kısmı da H şeklindeki stop lambalarıyla dengelenmiş ve sadeleştirilmiş.

Hyundai ayrıca “Çoklu Fener” ile en iyi ürün tasarımını da kazandı. “Dış Mekan ve Kamp Ekipmanları” kategorisinde yer alan Çoklu Fener, Red Dot Ödülü’nün sahibi olurken, farklı kullanıcı ihtiyaçlarını karşılamak için iki özelliği birleştiriyor. Dış mekan etkinlikleri için taşınabilir bir el feneri işlevi gören fener, yarı saydam bir ışık difüzörüyle kullanıldığında da sıcak renkli bir ruh hali ışığına da dönüşebiliyor

Continue Reading

Genel

Lexus’un Sıra Dışı SUV’u LBX Türkiye’de

Premium otomobil üreticisi Lexus, tamamen yeni modeli LBX’i Akaretler’de oluşturulan LBX Hub deneyim alanında düzenlediği lansman ile Türkiye’de satışa sundu.

1.5 litre hibrit motor ile dinamik sürüş
Lexus LBX modeli, aracın dinamik tasarımını yansıtan ve sürüş karakterine büyük katkı sağlayan 1.5 litrelik hibrit motor ile donatıldı. Yüksek verimliliğe sahip ve hızlı tepkiler veren 1.5 litrelik hibrit motor, Lexus Sürüş İmzası’nın tüm unsurlarını sunuyor. Yüksek verimliliğe sahip tam hibrit sistemle donatılan LBX, 1.5 litrelik benzinli motoru elektrik motoruyla kombine ediyor. Verimliliği artırmak adına yeniden tasarlanan ve daha kompakt hale getirilen tam hibrit sistem, 136 HP maksimum güç ve 185 Nm maksimum tork üretiyor.
Lexus’un LBX modelinde yer verdiği yeni iki kutuplu nikel-metal hidrit batarya, daha fazla güç elde edilmesini sağlarken aynı zamanda aracın tam elektrikle sürüş kapasitesini artırıyor. LBX’in 1.5 litrelik hibrit motoru, her türlü yolda sürüş keyfi sağlıyor. Hem şehir içinde hem de virajlı yollarda dinamik performans sunan LBX, vazgeçilmez bir yol arkadaşı oluyor.
LBX, yeni güç ünitesiyle birlikte şehirde ve virajlı yollarda etkileyici yol tutus karakteristiğiyle birlikte keyifli bir performans sunuyor. LBX, 0-100 km/s hızlanmasını 9.2 saniyede tamamlıyor. Bununla birlikte resmi WLTP birleşik ölçümlerine göre yakıt tüketimi 4.4 lt/100 km ve CO 2 emisyonu ise 100 g/km olarak açıklandı.

Yeni nesil güvenlik özellikleri
LBX, son nesil Lexus Safety System + ile donatıldı ve her koşulda yüksek güvenlik sağlıyor. Kapsamlı aktif güvenlik ve sürücü asistan sistemlerini içeren Lexus Safety System + kaza risklerini tespit etmek, sürücüyü uyarmak ve gerektiğinde bir çarpışmayı engellemek üzere otomatik olarak direksiyon, fren ve tahrik gücü kontrolü sağlayan özelliklere sahip. Tüm versiyonlarda standart olan Lexus Safety System + içerisinde Kavşak Dönüş Asistanı ile çalışan Çarpışma Önleyici Sistem, Dinamik Radarlı Hız Sabitleyici, Şerit Takip Asistanı ve Trafik İşareti Algılama Sistemi yer alıyor. Ayrıca daha güvenli sürüş ve manevralar için Sürücü Monitörü, Otomatik Frenlemeli Akıllı Park Sensörleri, Arka Çapraz Trafik Uyarı Sistemi ve Kör Nokta Monitörü de bulunuyor. LBX’in güvenlik özellikleri arasında Ön Çapraz Trafik Uyarı Sistemi ve Panoramik Çevre Monitörü gibi unsurlar da yer alıyor.

Donanım yok, atmosfer var!
Lexus, LBX’te, herkesin yaşam tarzına ve tercihlerine uyum sağlayacak dört farklı “atmosfer” seçeneği yer alıyor. Bu dört atmosfer, yüksek standart donanımlarıyla kullanıcıların kişiliklerini ve yaşam tarzlarını yansıtıyor. LBX, Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de Elegant, Emotion, Relax ve Cool ismi verilen atmosferlerle kullanıcılara sunuluyor. Elegant ve Relax, rafine bir hisse odaklanırken Emotion ve Cool daha sportif, daha dinamik bir karakterle öne çıkıyor. Her bir model, farklı tip müşteriler düşünülerek tasarlandı.
LBX’in Elegant atmosferi 2.290.000 bin TL, Emotion atmosferi 2.390.000 bin TL, Relax atmosferi 2.575.000 bin TL ve Cool atmosferi 2.650.000 bin TL’den başlayan fiyatlarla sunuluyor.

LBX, premium segmentteki kalıpları kırarak tüm lüks unsurları B-SUV segmentine taşıyarak farkını ortaya koyuyor. Tüm atmosferlerde standart olarak 18 inç alaşım jantlar, 9.8 inç Dokunmatik Multimedya Ekranı, Akıllı Giriş ve Çalıştırma Sistemi, Akıllı Telefon Entegrasyonu, e-Latch elektronik kapı sistemi, Isıtmalı Ön Koltuklar, Kablosuz Şarj Ünitesi ve elektrikli bagaj kapağı gibi donanımlar yer alıyor.
Emotion ve Cool modelleri, çift renkli gövde, 18 inç alaşım jantlar ile dikkat çekerken Elegant ve Relax tek renkli gövde ve parlak 18 inç jantlarla sunuluyor. LBX’in kabininde ise Emotion atmosferi, koltuklarda, orta konsolda ve kapı kaplamasında kırmızı vurgular ve kontrast yaratan dikişler içeren delikli sentetik deri döşemeyle tasarlandı. Dinamik temalı LBX Cool, bakır detaylar ve dikişlere sahip Ultrasuede ve deri çift tonlu siyah/koyu gri kabine sahip.

Farklı ruh hallerini temsil eden LBX Elegant ve Relax modelleri de şıklığıyla dikkat çekiyor. Elegant, toprak kahverengi veya bej sentetik deriyle tercih edilirken Relax ise topaz kahverengi veya siyah yarı anilin deri döşemelerle sunuluyor. Tercih edilen atmosfere göre LBX modelinde 12.3 inç dijital göstergeler, 13 Hoparlörlü Mark Levinson Premium Surround Ses Sistemi, Adaptif Uzun Far Sistemi, Aktif Gürültü Kontrolü, Akustik Ön ve Ön Yan Camlar, Direksiyon Arkasında Vites Kulakçıkları, Elektrikli Ayarlanabilir Sürücü Koltuğu, 8 Yönlü, Isıtmalı Direksiyon ve Ön Cama Yansıyan Renkli Gösterge Ekranı gibi özellikler de yer alıyor.

LBX ile yeni bir marka kimliği
LBX’in en dikkat çeken tasarım unsurlarından biri, markanın son 10 yılına damga vuran “spindle ön panjur” tasarımının yeniden yorumlanması oldu. Tamamen yeni bir tasarıma sahip LBX, bu yeni görünümle de ilk bakışta bir Lexus olduğunu belli ediyor. Ön farlara entegre edilen kesintisiz ve çerçevesiz ön panjur, LBX’in spindle gövde tasarımıyla birleşerek dinamik bir duruş sergiliyor. Plakalık tamponun altına konumlandırılırken LEXUS yazısı ise bagaj kapağının üzerine dikkat çekici bir şekilde yerleştirildi. Bununla birlikte Lexus’un yeni modellerinde bir imza haline gelen L şekilli şerit ışıklandırma grubunun son versiyonu LBX modelinde yer alıyor.
LBX, 4,190 mm uzunluğa, 1,825 mm genişliğe, 1,545 mm yüksekliğe ve 2,580 mm aks aralığına sahip. Alçak kaputu, akıcı gövdesi, arka tavan spoyleri ve sinyalleriyle aerodinamik bir tasarımla öne çıkan LBX, verimliliğin, sürüş dengesinin ve performansın altını çiziyor. Ayrıca 5.2 m’lik dönüş yarıçapı ise şehir içi sürüş için ideal bir kullanım sağlıyor. 332 litrelik bagaj hacmi ise, uzun yolculuklar dahil olmak üzere tüm ihtiyaçları karşılıyor.

LBX’in kabininde premium kalite ve konfor
LBX’te kullanılan malzemelerdeki premium kalite ve detaylara verilen önemle birlikte eşsiz bir atmosfer seçeneği elde edildi. Üst düzey kaliteye sahip yarı anilin derinin yanı sıra koltuk kaplamaları ve direksiyon, vites kolu ve kapı döşemeleri için sentetik deri ve malzemeler kullanan vegan dostu bir iç mekan da yer alıyor. Lexus LBX, araç içerisindeki aydınlatmadan, klima kontrollerine, koltuk tasarımından multimedya sistemine ve e-Latch elektronik kapı açma sistemine kadar tüm ayrıntılarıyla Omotenashi misafirperverlik felsefesini yansıtıyor. Böylece LBX’in içerisindekiler tüm yolculuklarda kendilerini evlerinde gibi rahat hissedebiliyorlar.

Zarif elektronik kapı açma sistemi
Lexus’un e-Latch elektronik kapı açma sistemiyle donatılan LBX’in kapılarını zarif bir şekilde tek bir dokunuşla açmak mümkün. Dış kapı kollarında ise bir açma düğmesine yer veren Lexus, bu özelliği Güvenli Çıkış Asistanı’yla birleştiriyor. Bu sayede e-Latch, arkadan yaklaşan araçlarla kaza riski algılandığında, kapıların açılmasını engelliyor. Böylece özellikle şehir yaşamında kapıları açılmasıyla yaşanan bisiklet, motosiklet ve araç kazalarının önüne geçiliyor.

Lexus Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Ali Haydar Bozkurt, pazara yeni bir araç daha sunmanın heyecanını dile getirerek, “Son yıllarda Lexus adına en önemli modellerden birini Türkiye pazarına sunduk. LBX, rekabetçi bir segmentte kısa zamanda oldukça önemli bir oyuncu haline gelecek ve Lexus markamızın müşteri portföyünü genişletecek. Segmentindeki ilk tam hibrit model olarak potansiyeli çok yüksek ve daha önce segmentinde görülmemiş kalite ve işçilik seviyesine sahip. Kompakt bir araç olmasıyla birlikte LBX markanın kendini kanıtlamış lüksünü ve kalitesini yansıtan kusursuz bir Lexus olarak öne çıkıyor. Bütün Lexus’larda olduğu gibi kaliteli işçilik ve malzeme anlayışından ödün vermeyen bir model” dedi.

Continue Reading

Sektörel

Copyright © Carturk - carturk@gmail.com