Connect with us

Genel

B Segmentinin En Hızlısı Şimdi Türkiye’de: Hyundai i20 N

Hyundai’nin İzmit’te üreterek 40’tan fazla ülkeye ihraç ettiği i20, 1.0 lt ve 1.4 lt motorlu versiyonlarından sonra şimdi de 1.6 lt turbo benzinli motoruyla B segmentine 204 beygir güç getiriyor. Hyundai’nin 2012 yılında dönüş yaptığı motorsporları dünyasından ilham alarak geliştirdiği i20 N, motor performansı ve dinamik teknolojisiyle de dikkat çekiyor.

Murat Berkel: Türkiye’de üretilen en hızlı ve en güçlü otomobil.
Merak uyandırıcı i20 N ilgili görüşlerini dile getiren Hyundai Assan Genel Müdürü Murat Berkel, “Uzun bir bekleyişten sonra, nihayet performanslı modelimizi Türkiye’de satışa sunmaktan dolayı çok heyecanlıyız. Hyundai N ailesinin dinamik bir üyesi olan i20 N, göz alıcı bir görünüme sahip. İster yolda ister yarış pistinde olsun, sürüşü çok eğlenceli. Bu mükemmel performans ve sportif tasarımla beraber Türk tüketicisine dinamizm sunarken aynı zamanda ülkemizde üretilen en hızlı ve en güçlü otomobile imzamızı attığımız için de oldukça gururluyuz. i20’nin tek amacı, eğlenceli bir sürüş” dedi.

Yeni i20 N’nin temeli motor sporlarına dayanıyor. i10, i20 ve BAYON gibi Hyundai’nin İzmit’teki fabrikasında Türk işçisinin emeğiyle üretilen i20 N, FIA Dünya Ralli Şampiyonası’ndaki (WRC) birçok kriteri rahatlıkla karşılıyor. Böylelikle, aracın doğrudan motorsporlarından geldiği anlaşılırken aynı zamanda Dünya Ralli Şampiyonası’ndaki Yeni i20 WRC’ye de ışık tutmuş oluyor.
Hyundai i20 N, 1.6 litrelik turbo motoruyla yüksek performans deneyimine rahatlıkla olanak sağlıyor ve ayrıca oldukça dikkat çekici bir görünümü var. Güçlü modelin dış tasarımı, Hyundai’nin Sensuous Sportiness tasarım kimliğiyle birleştirilerek yüksek performanslı bir tema altında vurgulanıyor.

Güncel i20’den 10 mm alçak olan araç, dış tasarımında da aerodinamik olarak tamamen farklı bir formda. Ön tarafta, turbo motor için daha geniş hava girişine sahip bir tampon dikkat çekerken, N logolu geniş radyatör ızgarası da yarış pistlerini simgeleyen damalı bayrak silüetiyle hazırlanmış. Kırmızı şeritli tampon altı spoyler de modelin performans odaklı tasarımını pekiştiriyor. Bu kırmızı renk, genişliğini vurgulayarak yeni tasarımlı marşpiyele ve oradan da arkaya doğru uzanıyor.

Arkada ise yine i20 WRC’den esinlenilmiş bir tavan spoyleri bulunuyor. Bu aerodinamik parça, sportif görünümün yanı sıra yere basma kuvvetini de artırıyor ve böylece agresif bir sürüş imkanı sunuyor. Yüksek hızlarda dengeyi korumaya yardımcı olan bu parçayı tampon altındaki difüzör takip ediyor. Üçgen arka sis lambasına sahip arka tampon, motorsporlarında görmeye alıştığımız ışık temasını yansıtıyor. Buna ek olarak, araçta kullanılan tek egzoz çıkışı da motorun yüksek performans potansiyelini perçinlemiş oluyor. Bu egzoz sistemi, sürüş modlarına bağlı olarak son susturucudaki valfi açarak sesi daha dinamik ve daha kışkırtıcı bir hale getiriyor.

Diğer i20 modellerindeki gibi ön LED farlar i20 N’de de yer alırken, karartılmış arka stoplar da adeta i20 N’in sportif bütünlüğünü destekliyor. Z formundaki arka LED lambalar, gece karanlığında otomobile karakteristik bir özellik de katıyor. Mat gri renkli özel tasarım 18 inç alaşım jantlar ise Pirelli tarafından sadece bu model için özel olarak üretilen 215/40 R18 ebatındaki P Zero HN lastiklerle kullanılıyor.

Bu özel P Zero HN lastikler sayesinde aracın yol tutuşu ve dinamizmi artarken ayrıca yarış pistlerinde de maksimum sürüş keyfi elde ediliyor. Güçlü otomobil, yüksek performanslı motorun ürettiği 204 beygir gücü N markalı kırmızı fren kaliperleri ve önde 320 mm’lik diskler ile dizginliyor. Bu fren kitiyle sporcu kimlik tamamlanırken, yüksek performanslı kullanımlarda da sürücüsüne maksimum güven ve koruma sağlıyor. Ayrıca fren sistemi, balataların yıpranması durumunda da sürücüsünü gösterge tablosundaki görsel uyarıyla bilgilendiriyor. i20 N, Hyundai N modellerine özgü “Performans Mavisi” ve iki tonlu bir tarz için “Phantom Black” siyah tavan rengiyle geliyor. Gövde üzerindeki kırmızı renkli parçalar ise Hyundai’nin motor sporları DNA’sını ve yarış pistlerini vurguluyor.

Modern ve sportif iç mekan.
Heyecan verici otomobilin iç mekanındaysa performans kokan donanım öğelerine yer verilmiş. Bir hot hatch otomobilde olması gereken tüm unsurları barındıran i20 N, nubuk ve deri karışımı N logolu koltuklara sahip. Güncel modelden farklı olarak; üç kollu N direksiyon simidi, N vites topuzu ve N pedal takımıyla üretilen aracın tamamen siyah kokpitinde mavi renkli ambiyans ortam aydınlatması da var. Hyundai i20 N, 10.25 inçlik dijital gösterge ve yine 10.25 inç AVN dokunmatik ekranlı multimedya özelliğine sahip. Gösterge tablosunda performans değerleri anlık olarak da takip edilebiliyor. Bu ekranda yağ ve motor sıcaklığı haricinde vites değişim zamanını gösteren uyarı ışığı, G metre, turbo basıncı, beygir gücü ve tork değerleri gibi sürüş bilgileri var. i20 N, anahtarsız çalıştırma, dijital klima, Apple CarPlay, Android Auto ve kablosuz şarj gibi özelliklere de sahip. Bunlara ek olarak, müzik keyfi için de subwooferlı BOSE ses sistemi bulunuyor.

1.6 litre T-GDi motor ve etkili performans.
Hyundai i20 N sadece dışı ve içiyle dikkat çeken bir sporcu değil. Bu karakteri ve duruşu yüksek performanslı bir turbo motorla destekleyen otomobilde Hyundai Motorsport imzalı 1.6 litrelik bir turbo motor kullanılıyor. Sadece altı ileri (6MT) manuel şanzımanla sunulan araç, maksimum olarak 204 beygir güç üretiyor. Bu verimli motor, performansını 275 Nm tork ile süslerken ağırlık ise 1265 kg. Bu ağırlık, aracın sınıfındaki en iyi ağırlık değerine sahip olduğunu gösteriyor. Hatta, ton başına düşen 171 PS güç/ağırlık oranıyla sınıfının en dinamik ve en güçlü modeli olarak tescilleniyor.

Hyundai i20 N, 0-100 km/s arasını 6.2 saniyede tamamlarken aynı zamanda maksimum olarak 230 km/s hız yapabiliyor. i20 N’in düz güç ayarı (Flat Engine Power), kullanılamayan yüksek devirlerde maksimum güç rakamlarına gitmek yerine daha düşük devirlerde daha fazla tork ve güç sağlayarak günlük sürüş koşullarında motorun potansiyelinden daha fazla yararlanıyor.

Normal yol koşulunda veya yarış pistlerinde daha etkili bir kalkış için özel bir sisteme (Launch Control) sahip olan otomobil, böylelikle istenilen devirde yere gücünü aktarıyor. i20 N, maksimum torkunu da 1.750 ile 4.500 devirleri arasında zinde tutuyor ve 5.500 ile 6.000 arasında da maksimum güce ulaşıyor. Bu devir aralığı, orta ve yüksek hızlarda hızlanmayı iyileştiriyor ve çeşitli sürüş koşullarında yüksek performans sağlıyor.

Ayrıca, ön tekerleklere gelen güç aktarımını kontrol etmek için torsiyon dişli tip Mekanik Sınırlı Kaymalı Diferansiyel (m-LSD) de kullanılıyor. Bu eklenti ile daha sportif ve daha çevik bir sürüş için optimum çekiş sağlanıyor ve özellikle virajlarda tutuş maksimum seviyelere ulaşıyor. Sistem, tekerlekler arasındaki dönüş hızı farkı belirli bir limiti aştığında devreye girerek dönüş hızlarını eşitliyor. Bu da özellikle sert virajlar gibi çekiş kaybının yaşandığı durumlarda yol tutuşunun tekrar kazanılmasını sağlıyor ve kafadan kayma eğilimini önlüyor.

Turbo motorlarda, soğutma sistemi ve intercooler son derece önemli. Bu sebeple Hyundai N mühendisleri araçta özel bir turbo sistemi kullanıyor. N intercooler ve su sirkülasyonu ile soğutulan turbo motor, 350 bar’lık yüksek basınçlı enjeksiyon rayıyla da daha hızlı yanma ve daha verimli bir yakıt karışımı sağlıyor. Sürekli Değişken Valf Süresi (CVVD) ise, valf açma ve kapama süresini sürüş koşullarına göre düzenliyor. Bu sayede performansta artış ve yakıt verimliliğinde yüzde 3 iyileşme sağlanıyor.

Hyundai i20 N’de daha fazla sürüş keyfi için N Grin kontrol sistemine yer verilmiş. Otomobil, beş farklı sürüş modu ile kullanıcısına yüksek seviyede kişiselleştirme sunuyor: Normal, Eco, Sport, N ve N Custom. Sürüş modları, motorun Elektronik Stabilite Kontrolü’nü (ESC), motorun işletim sistemini, egzoz sesini ve direksiyonun sertliğini ayarlıyor. N Custom modunda ise sürüş için gerekli olan parametreleri sürücü istediği gibi kendi ayarlayabiliyor. Daha sportif sürüş keyfi için, Elektronik Denge Kontrolü (ESC) üç aşamada kullanılabiliyor (açık, spor ve tamamen kapalı).

Hyundai N mühendisleri, yol tutuşu için güncel i20’nin şasisini, süspansiyonunu, frenlerini ve direksiyonunu baştan sona modifiye ederek adeta yeniden üretti. N için geliştirilmiş bu özel şasi, her yolda ve her türlü hava koşulunda daha sorunsuz yol tutuşu sunabiliyor. Pist performansı için 12 farklı noktadan güçlendirilen şasi, bazı yerlerde ek dirseklere ve bağlantı parçalarına da sahip.

Araçta kullanılan süspansiyon ise güçlendirilmiş ön kulelere ve ayarlanmış geometriye sahip mafsallara sahip. Bu, daha iyi çekiş için artırılmış kamber ve tekerlek için beş farklı sabitleme noktası anlamına geliyor. Günlük hayatta yarış otomobili keyfi için de yeni tip viraj denge çubuğu, spor helezon yayları ve sert amortisörler tercih edilmiş. Mevcut i20’den 40 mm daha büyük bir ön diske sahip olan i20 N, olması gerektiği gibi daha etkili bir fren performansı sunuyor. Hyundai i20 N, 12.0 azaltılmış direksiyon oranı ve elektronik motor destekli hidrolik direksiyon sistemi (C-MDPS) sayesinde de oldukça güvenli ve aynı zamanda hassas bir sürüş vaad ediyor. Devir eşleştirme sistemi ise (Rev Matching) aracın hızına göre, uygun vitesi önceden belirleyerek motor devrini bir sonraki vitese göre ayarlıyor. Böylece sistem, mükemmel vites geçişleri sağlarken turbo basıncını ve motor devrini üstte tutuyor.

i20 N, Virtual Turbo Hız Kontrolü (VTC) ile donatılmış ilk Hyundai modeli. Virtual Turbo Hız Kontrolü (VTC), turboşarjı optimum şekilde kontrol etmek için geliştirilmiş. Bu sensör, motor performansını en üst düzeye çıkararak sürüş zevkini zinde tutuyor. Yani VTC, motordaki çeşitli verileri analiz ederek turbo hızının daha kesin bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Böylece VTC, motorun mevcut çalışma durumunu ve sürüş koşullarını hızlı ve doğru bir şekilde belirleyerek basıncı dengeliyor. Ardından, turbo hızından doğrudan sorumlu olan waste gate’i ayarlayarak turboşarjı önceden kontrol ediyor. Bir başka deyişle VTC, turbo kontrolünü en üst düzeye çıkararak 2.000-4.000 arasında maksimum torku 304 Nm’ye yükseltiyor.

Otomobilde yer alan aktif ve pasif güvenlik donanımları da oldukça dikkat çekici. Günlük hayata uygun yarış otomobili olarak nitelendirilen i20 N, Şeritten Ayrılma Uyarı Sistemi (LDWS), Şeritte Kalma Asistanı (LKA), Sürücü Dikkat Uyarısı (DAW), Uzun Far Asistanı (HBA), Şerit Takip Yardımı (LFA), Park yönlendirmeli geri görüşkamerası (RVM), Akıllı Hız Limit Asistanı (ISLA), Ön Çarpışma Önleme Asistanı (FCA), Yokuş Kalkış Destek Sistemi (HAC) ve Çoklu Çarpışma Önleme Yardımcısı (MCB) gibi sistemler, sürücü ve araç içerisindekileri olası tehlikelerden korumakla görevli.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elektrikli

Ferrari, tam elektrikli Luce’nin iç tasarımını tanıttı

Türkiye’de Tofaş bünyesinde yer alan FerMas Oto’nun temsil ettiği İtalyan süper spor otomobil devi Ferrari, geleceğe uzanan vizyonunun en güçlü temsilcilerinden biri olan yeni tam elektrikli spor otomobili Ferrari Luce’nin iç mekân ve arayüzü tasarımını tanıttı.
Yeni bir segmentin başlangıcını simgeleyen Luce, İtalyanca’da “ışık, aydınlanma” anlamlarına geliyor. Ferrari’nin ilk elektrikli modeli Luce’nin iç mekan tasarımı ortaya çıktı. iPhone tasarımcısı Jony Ive’ın yönetiminde yapılan radikal iç mekan tasarımı otomotiv dünyasının gündemine oturdu.

San Francisco’da gerçekleştirilen özel lansmanda tanıtılan modelin temel teknolojisi Ekim 2025’te Maranello’daki Ferrari e-binasında paylaşılmıştı. Projenin üçüncü ve son aşaması olan dış tasarım lansmanı ise Mayıs 2026’da İtalya’da gerçekleştirilecek.
Ferrari Luce’nin tasarım süreci, LoveFrom ile gerçekleştirilen 5 yıllık yakın iş birliğinin bir ürünü. San Francisco ve Londra merkezli LoveFrom, mimarlardan mühendislere, endüstriyel tasarımcılardan tipografi uzmanlarına kadar disiplinler arası bir ekip yapısıyla Ferrari’nin vizyonunu yeni bir tasarım diline dönüştürdü.

Sürüşü merkezine alan yalın ve tek hacimli kabin Ferrari Luce’nin kabini, sürüş deneyimini odağa alan yalın ve tek hacimli bir mimariyle tasarlandı. Yenilikçi modelde donanım ve yazılım birlikte geliştirildi. Böylece fiziksel yapı ile arayüz davranışı kusursuz bir bütünlük oluşturdu. Gösterge ünitesi, kontrol paneli ve orta konsol gibi temel unsurlar, girişler (mekanik kontroller) ve çıkışlar (dijital ekranlar) etrafında net bir organizasyonla konumlandırıldı.

Günümüzde büyük dokunmatik ekranların hâkim olduğu elektrikli otomobil anlayışına alternatif bir yaklaşım benimseyen Ferrari Luce’de, fiziksel kontroller önceliklendirildi. Hassas mühendislikle üretilen mekanik butonlar, kadranlar ve anahtarlar, dijital ekranlarla dengeli biçimde bir araya getirildi. Bu yaklaşım, sürücü ile otomobil arasında güçlü ve sezgisel bir bağ kurulmasını sağlıyor.

Ferrari Luce’de kullanılan malzemeler; %100 geri dönüştürülmüş özel alüminyum alaşım, ileri seviye 3 ve 5 eksenli CNC teknolojisiyle masif bloklardan işleniyor. Ardından uygulanan son teknoloji anodizasyon süreci sayesinde yüzeyde ultra ince altıgen hücre yapısı oluşturularak yüksek sertlik, dayanıklılık ve rafine bir mikro doku elde ediliyor. Cam yüzeylerde ise yüksek çizilme direnci ve optik netlik sunan Corning® Gorilla® Glass tercih ediliyor. Sonuç olarak, modern olduğu kadar zamanın ötesinde bir his, lüksün ötesinde gerçek bir özgünlük ve Ferrari’nin kalite ile zanaatkârlığa olan bağlılığının güçlü bir ifadesi ortaya çıkıyor.

Ferrari Luce’nin direksiyon simidi, markanın yarış DNA’sına güçlü bir gönderme niteliği taşıyor. 1950’ler ve 60’ların ikonik üç kollu Nardi direksiyonlarından ilham alan bu sade üç kollu form, modern mühendislikle yeniden yorumlandı. %100 geri dönüştürülmüş alüminyumdan üretilen ve 19 CNC işlenmiş parçadan oluşan direksiyon simidi, standart bir Ferrari direksiyonuna göre 400 gram daha hafif yapısıyla dikkat çekiyor.

Ferrari Luce’de sürücü gösterge ünitesi, kontrol paneli ve arka kontrol panelinden oluşan üç ekranlı yapı yer alıyor. Direksiyonla birlikte hareket eden ve direksiyon kolonuna monte edilen gösterge ünitesi, Ferrari seri üretim modelleri için bir ilk olma özelliği taşıyor. Samsung Display mühendisleriyle geliştirilen ultra ince panel yapısı, hafiflik ve görsel netliği bir arada sağlıyor. Orta ekrana entegre edilen multigraf ise saat, kronograf, pusula ve launch control göstergelerini tek bir yapıda bir araya getirerek ileri düzey mühendisliğin şık ve işlevsel bir yansımasını sunuyor.

Ferrari Luce, titiz işçilik, geleneğe saygı ve bilinçli inovasyonun sentezi olarak konumlanıyor. Elektrifikasyonun performans ruhunu gölgelemediği; aksine yeni bir ifade biçimine dönüştüğü bu model, Ferrari’nin kalite, performans ve kültürel değer anlayışını geleceğe taşıyor. Ferrari için liderlik, yolu aydınlatmak anlamına geliyor. Luce ise bu zihniyetin somut karşılığı olarak markanın tarihinde yeni bir sayfa açıyor.

Continue Reading

Genel

Renault Clio, yeni yüzüyle Türkiye yollarında

Bugüne kadar dünya çapında 17 milyon, Türkiye’de ise 600 binden fazla satılan Renault Clio; her jenerasyonda kendini yeniledi. 2025 yılında 51.717 adetlik satışla Türkiye’nin en çok satan otomobili oldu.

Clio; yenilenen tasarımı, artan donanım seviyesi ile 1.799.000 TL’den başlayan liste fiyatları ve ilk 1000 müşteriye özel 1.749.000 TL’den başlayan fiyatlarıyla Türkiye yollarına çıkıyor. Mevcut Clio sahiplerine özel 50.000 TL takas desteği ile 1.699.000 TL’den sunulurken takas desteğine ek olarak kampanya kapsamında 200.000 TL’ye kadar 6 ay %0 faizli kredi imkânı da sağlanıyor.

Yeni Renault Clio’nun önceki nesillerden tamamen ayrışan motoru; Austral ve Rafale modellerinde kullanılan hibrit sistemlere güç veren içten yanmalı motorla aynı temeli taşıyor. Yüksek Verimlilik: 1,2 litrelik 3 silindirli turbo benzinli motor, direkt enjeksiyon ve Miller çevrimi teknolojileri sayesinde yakıtı en verimli şekilde kullanıyor.

115 beygir güç ve 190 Nm tork üreten motor, EDC 6 ileri çift kavramalı otomatik şanzıman ile kombine ediliyor. 0’dan 100 km/s hıza 10 saniyede ulaşan bu ünite, 100 km’de ortalama 5,0 litre’den başlayan yakıt tüketimi ve 114 g/km’den başlayan CO₂ emisyon değeri sunuyor.
Yeni TCe 115 hp benzinli motora ek olarak, ürün gamı 2026 yılında iki güçlü ve verimli seçenekle daha da genişleyecek.
160 Full Hybrid E-Tech: Şehir içi sürüşün %80’ini elektrikli modda yapabilen, 1.000 km menzilli ve 3,9 lt/100 km tüketim değerine sahip hibrit motor, 2026’nın ilerleyen dönemlerinde sunulacak.

Eco-G 120 EDC: Benzin/LPG çift yakıtlı ve otomatik vitesli bu seçenek, 50 litrelik yeni LPG tankıyla toplamda 1.450 km’ye varan rekor bir menzil ile 2026 yılı içerisinde aileye katılacak. Renault tasarım ekibi, Yeni Clio’da markanın yeni “duygusal teknoloji” dilini merkeze aldı. Önceki jenerasyona göre belirgin şekilde büyüyen boyutlar ve artan iz mesafesi, araca çok daha oturaklı ve kaslı bir görünüm kazandırıyor:

Ön tasarımda kullanılan üç boyutlu elmas desenli ızgara ve yeni ışık imzası, aracın karakterini güçlendiriyor. Kompakt bir coupe hissi veren tavan çizgisi, keskin açılı arka cam ve belirgin omuz hatları, Yeni Clio’nun dinamizmini vurguluyor. 18 inç jantlar ve geniş iz mesafesi aracın yolda daha tok durmasını sağlıyor. Yeni Clio, ikisi yeni olmak üzere yedi renk seçeneğiyle geliyor: Yakut Kırmızı, Zümrüt Yeşil, Beyaz, Kaya Gri, Mineral Gri, Yıldız Siyah ve Demir Mavi.

Yeni Clio’nun iç mekânı, çift 10,1 inçlik ekran kombinasyonu ve Renault Austral ile Rafale modellerinden ilham alan kompakt direksiyon simidiyle premium bir atmosfer sunuyor. 48 renkli ortam aydınlatması ve esprit Alpine versiyonunda sunulan Alcantara döşeme seçenekleriyle kabin, modern bir kimliğe bürünüyor.

Dijital Ekosistem ve Gemini Yapay Zekâsı segmentinde standartları belirleyen Google Entegre OpenR Link sistemi; Google Maps, Google Play ve Google Asistan ile eksiksiz bir dijital deneyim sağlıyor. Ayrıca, ilerleyen dönemlerde Google’ın yeni yapay zekâ asistanı Gemini, kablosuz güncellemeyle OpenR Link sistemine dahil olacak. Gemini; doğal sohbet yeteneği ve kesintisiz konuşma algılama özellikleriyle sürüş deneyimini asiste edecek.
Yeni Clio, B segmentinde eşi görülmemiş 25 adet gelişmiş sürüş destek sistemi (ADAS) ile donatıldı. GSR2.3 standartlarına tam uyumlu olan modelde; Aktif Sürüş Yardımı, 360° çevre görüş kamerası ve acil duruş asistanı gibi özellikler öne çıkıyor. Renault’nun yenilikçi çözümü My Safety butonu sayesinde sürücüler, yasal olarak her çalıştırmada devreye giren güvenlik ayarlarını tek bir tuşla kişiselleştirebiliyor.

CMF-B platformu üzerinde yükselen Yeni Clio, artırılan aks mesafesi (2.591 mm) ve iz genişliği sayesinde daha kararlı bir sürüş sunuyor. Mühendislik çalışmaları sonucunda sürtünme katsayısı (cW) 0,32’den 0,30’a düşürülerek yakıt verimliliği ve rüzgâr direnci optimize edildi.
Yeni Clio’nun akustik konfor ve manevra kabiliyeti de yükseltildi. Ön cam sütunlarında kullanılan yeni yalıtım köpükleri, kabin gürültüsünü üst segment standartlarına çekerken; 10,4 metrelik dönüş çapı şehir içi manevraları kolaylaştırıyor. 391 litreye ulaşan bagaj hacmi ve 40 mm alçaltılan bagaj eşiği ise günlük kullanım pratikliğini artırıyor.

Yeni Clio, çevre dostu üretim vizyonunu her detayında hissettiriyor. Araçta kullanılan malzemelerin yüzde 33,9’u döngüsel ekonomiden elde edilirken, döşeme kumaşlarının yüzde 92’si geri dönüştürülmüş elyaflardan oluşuyor. Esprit Alpine versiyonun jantlarında kullanılan yüzde 50 geri dönüştürülmüş alüminyum, model başına 350 kg CO₂ tasarrufu sağlıyor.

Teknik özellikler
Uzunluk: 4.116 mm
Genişlik: 1.768 mm
Yükseklik: 1.451 mm
Aks mesafesi: 2.591 mm
Ön uzantı: 859 mm
Arka uzantı: 667 mm
Yerden yükseklik: 142 mm yüksüz (119 mm yüklü)
Ağırlık: 1.155 kilodan başlıyor
Bagaj kapasitesi: 391 litre (güç aktarma sistemine bağlı olarak)
Yükseklik: 735 mm
Çekme kapasitesi: 900 kg

MAİS A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu “Türkiye’de üretilen, Türkiye’nin en çok sevilen modeli’ ünvanını korumak bizim için büyük bir gurur. Yeni Clio, hem sadık kullanıcılarımızın kalbindeki yerini güçlendiriyor hem de yeni nesil otomobil severlerle güçlü bir bağ kuruyor. Clio ile kurulan bu güçlü bağın, Türkiye yollarında daha uzun yıllar devam edeceğine inanıyoruz” dedi.

Yeni Clio’nun kalbi, Bursa Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda atıyor. Günde 1000’den fazla Clio’nun banttan indiği ve bugüne kadar 5 milyondan fazla Clio’nun üretildiği tesis, yeni neslin de küresel üretim üssü konumunda. Renault Grubu’nun Türkiye’ye duyduğu güvenin en somut göstergesi olan bu üretim ekosistemi, yerlilik oranıyla da dikkat çekiyor. Fabrikanın satın alma hacminin yüzde 50’sinden fazlası, 90 farklı yerel tedarikçi tarafından karşılanıyor

 

Continue Reading

Genel

Mercedes-Benz S-Serisini yeniledi

Dünyanın en iyi lüks sedanları arasında tartışılmaz bir yere sahip olan Mercedes-Benz S-Serisi; yeni yapay zeka teknolojileri, güçlendirilen V8 motoru ve tasarımındaki çarpıcı detaylarla otomobil dünyasında yeniden tüm dikkatleri üzerine çekiyor.

Tasarımda “Işıltılı” Dokunuşlar
Mercedes-Benz, eski tasarım şefi Gorden Wagener’in “geniş ön ızgaralar ve çarpıcı LED aydınlatmalar” felsefesini bu modelde bir adım daha ileri taşıyor. Mühendislik tarafında da önemli dokunuşlar barındıran yeni ön ızgara, görsel olarak farlarla bütünleşirken, Mercedes yıldızlarıyla bezeli bir dokuya sahip. Birçok ülkede aydınlatmalı kaput amblemi opsiyonu sunulurken; İngiltere gibi bazı pazarlarda, ön kısımdaki ışık imzalarının motosiklet farlarıyla karıştırılma riski nedeniyle bu özellik kısıtlanabiliyor.

Teknoloji Transferinde Bir İlk
Yeni S-Serisi’nin elektrikli işletim sistemi tamamen yenilendi. İlginç bir şekilde, genellikle S-Serisi’nde tanıtılıp alt modellere aktarılan teknolojiler bu kez tersine bir yol izledi: İlk olarak elektrikli CLA modelinde deneyimlenen ve grafiksel olarak büyük beğeni toplayan kullanıcı dostu arayüz, şimdi S-Serisi’ne taşındı.

İç Mekan: Hyperscreen ve “LittleBenz”
Aracın içine adım attığınızda en büyük yenilik sizi karşılıyor: Hyperscreen. Üç farklı ekranın tek bir cam panel altında birleştiği bu sistemde; sürücü için 12,3 inçlik gösterge paneli, merkezde 14,4 inçlik dev dokunmatik ekran ve yolcu için özel 12,3 inçlik bir ekran bulunuyor.

En yeni MBUX sistemi artık Google otomotiv yapay zekasını da bünyesinde barındırıyor. Mercedes, dijital asistanını “insanlaştırmak” adına, hareketli bir yıldız ile insan yüzü karışımı olan “LittleBenz” isimli animasyonlu karakteri kullanıcıya sunuyor.

Arka Koltuk Konforu ve Yenilikçi Isıtma
Arka koltuklardaki eğlence ekranları büyüyerek 13,1 inç boyutuna ulaştı. Entegre kameralar sayesinde video konferans yapmak artık mümkün. Ayrıca:

  • Dolby Atmos destekli ses sistemi ile konser salonu akustiği sağlanıyor.
  • Önceki modellerdeki tabletin yerini iki adet ergonomik uzaktan kumanda alıyor.
  • Dünyada bir ilk: 2027 model S-Serisi, ısıtmalı koltuk ve direksiyonun yanı sıra ısıtmalı ön emniyet kemerleri sunan ilk otomobil oluyor.

Şasi ve Akıllı Süspansiyon Teknolojisi
Yeni işletim sistemi, daha gelişmiş sürüş destek sistemlerine (ADAS) olanak tanıyor. Özellikle bulut tabanlı süspansiyon teknolojisi dikkat çekici: Araç bir çukura veya tümseğe çarptığında bu veriyi Mercedes bulutuna iletiyor. Aynı yoldan tekrar geçtiğinizde (veya başka bir S-Serisi geçtiğinde), süspansiyonlar o sarsıntıyı sönümlemek için önceden kendini hazırlıyor. Ayrıca, dört tekerlekten yönlendirme sistemi (arka aks yönlendirme) artık birçok pazarda standart olarak sunuluyor.

Performans ve Motor Seçenekleri
S-Serisi’nin motor yelpazesi, daha yüksek performans ve verimlilik sunacak şekilde revize edildi:

Model Motor Tipi Güç (Beygir) Tork (Nm/lb-ft)
S500 3.0L Sıralı 6 Silindir 442 hp (Boost ile 472) 600 Nm
S580 4.0L V8 (Çift Turbo) 530 hp 722 Nm
S580e Plug-in Hybrid (PHEV) 576 hp


Tüm modellerde 48 voltluk hafif hibrit desteği ve 9G-TRONIC dokuz vitesli otomatik şanzıman standart olarak sunulmaya devam ediyor. Yeni S500, S580 ve S580e modelleri 2026 yılının ikinci yarısında satışa sunulacak, ancak fiyatlar henüz açıklanmadı.

Continue Reading

Elektrikli

Volvo EX60: Yeni ve tamamen elektrikli

Volvo Cars, D-SUV segmentinde yeni bir dönemi temsil eden tamamen elektrikli EX60’ı tanıttı. Volvo EX60, menzil, şarj hızı ve performansı ile kendi sınıfında oyunun kurallarını değiştirmeyi hedefliyor. EX60; menzil kaygısını geride bırakırken, çığır açan bir kullanıcı deneyimi sunarak güvenlik alanında da yeni bir dönüşümü temsil ediyor. Aynı zamanda Volvo Cars’ın dünyada en çok elektrikli payına sahip segmente sunacağı EX60, Volvo Cars’ı bu alanda güçlü bir oyuncu olarak konumlandırıyor.

Volvo Cars CEO’su Håkan Samuelsson, “Yeni, tamamen elektrikli EX60; menzil, şarj ve performans açısından oyunun kurallarını değiştirirken hem Volvo Cars hem de müşterilerimiz için yeni bir başlangıcı temsil ediyor. Bu otomobille, müşterilerimizin elektrikli otomobile geçiş önündeki kaygılarını ortadan kaldırıyoruz. EX60, aynı zamanda Volvo Cars olarak neler yapabileceğimizin güçlü bir göstergesi. Mega casting (büyük ölçekli tek döküm), cell-to-body (hücreden gövdeye batarya entegrasyonu) ve core computing (merkezi bilgi işlem) gibi yeni temel teknolojileri bir araya getiren tamamen yeni bir ürün mimarisinin sonucu” değerlendirmesini yaptı.

Sınıfının lideri, tek şarjla 810 km menzil Volvo EX60, dört tekerlekten çekişli versiyonuyla tek şarjla 810 kilometreye kadar menzil sunarak sınıfının en iyileri arasında yer alıyor. Bu değer Volvo Cars’ın şimdiye kadar ürettiği tüm elektrikli otomobillerin ötesine geçerken, aynı zamanda yeni tanıtılan rakiplerini de geride bırakarak segmentinde yeni bir standart belirliyor.

Standarttan ödün vermeyen yaklaşımı, şarj hızında da kendini gösteriyor. EX60, 400 kW hızlı şarj istasyonlarında yalnızca 10 dakikada, 340 kilometreye kadar menzil elde ediyor. Başka bir deyişle EX60, menzil kaygısını konfora dönüştürüyor. Yeni model tasarım, mühendislik, donanım ve yazılım; sürüş menzilini en üst düzeye taşıyan ve konforlu bir sürüş deneyimi sunan bütüncül bir yapı içinde birlikte çalışıyor.
EX60, üç farklı güç-aktarma seçeneğiyle sunuluyor. Model, P12 AWD Electric versiyonu 810 kilometreye kadar sınıfının en iyi menzilini sunarken, P10 AWD Electric versiyonu 660 kilometreye kadar sürüş mesafesi sağlıyor. Arkadan itişli P6 Electric versiyonu ise 620 kilometreye kadar menzil sunuyor. Ölçümlenen menzil performansları 10 yıl batarya garantisi ile desteklenerek elektrikli sürüşe uzun vadeli güven katıyor. EX60’ın üretimi bu bahar İsveç’teki Volvo Cars fabrikasında başlıyor. P6 ve P10 versiyonlarının müşteri teslimatları yaz aylarında, P12 versiyonu ise kısa süre sonra başlayacak.

EX60, Volvo Cars’ın yeni elektrikli otomobil mimarisi SPA3 üzerine inşa edildi ve markanın yeni nesil bilgi işlem sistemi HuginCore tarafından destekleniyor. Bu altyapı; ölçeklenebilirlik, modülerlik, üretim verimliliği ve maliyet açısından yeni standartlar sunuyor. Cell-to-body (hücreden gövdeye batarya entegrasyonu) teknolojisi, şirket bünyesinde geliştirilen yeni nesil elektrik motorları, yeni batarya hücre tasarımı ve mega casting (büyük ölçekli tek döküm) uygulamaları; enerji verimliliğini ve menzili artırırken ağırlığı azaltıyor. Bu yaklaşım, aynı zamanda EX60’ın tamamen elektrikli bir Volvo için bugüne kadarki en düşük karbon ayak izine sahip olmasını sağlıyor. Bu değer, daha kompakt modeli EX30 ile aynı seviyeye gelerek; EX60’ı çevresel açıdan da daha güçlü bir seçenek haline getiriyor.
Aerodinamik verimlilikle şekillenen İskandinav tasarım EX60, Volvo Cars’ın İskandinav tasarım anlayışını tamamen elektrikli bir geleceğe taşıyor. Kendinden emin ve aerodinamik dış tasarımı, iç tasarımda doğadan ilham alan rafine yüzeyler ve yalın detaylarla tamamlanıyor. Sakinlik ve işlevselliği buluşturan bu bütüncül yaklaşım, akıllı saklama alanı çözümleriyle birlikte EX60’ı zamansız ve sofistike bir tasarım ifadesine dönüştürüyor.

Yere yakın ön tasarımı, eğimli tavan çizgisi ve incelen yan yüzeyler aerodinamik verimliliği artırırken EX60 havada adeta süzülerek ilerliyor ve 0,26 gibi oldukça rekabetçi bir sürtünme katsayısıyla sınıfının lideri konumunda yer alıyor. EX60 iç mekânda ise çok yönlülük ve pratiklik açısından öne çıkıyor. Uzun aks mesafesi ile birleşen ferah taban mimarisi, arka koltuklarda çok daha geniş bir diz mesafesi, büyük bir bagaj alanı ve kişisel eşyalar için akıllı saklama alanları sunuyor. Müzik tutkunları için EX60, 28 hoparlörlü premium Bowers&Wilkins ses sistemiyle öne çıkıyor. Volvo tarihinde ilk kez, dört ana koltuğun tamamında koltuk başlıklarına entegre hoparlörlerle sunuluyor. EX60 aynı zamanda Dolby Atmos destekli Apple Music’in önceden yüklü olarak sunulduğu ilk Volvo modeli olacak,derin ve etkileyici bir ses deneyimi sağlayacak.

İletişimde yeni bir boyut: doğal, akıllı ve sizi anlayan otomobil Volvo Cars’ın bugüne kadarki en akıllı otomobili olan EX60, direksiyon başındaki yaşamı iyileştirmek için tasarlanmış en güncel teknolojilerle donatıldı. EX60, otomobilin düşünmesini, işlemesini ve harekete geçmesini sağlayan HuginCore’un en yeni versiyonu tarafından destekleniyor. Bu yapı; Volvo Cars’ın, kendi bünyesinde geliştirdiği teknolojileri Google, NVIDIA ve Qualcomm Technologies gibi liderlerle yaptığı iş birlikleriyle birleştiren yaklaşımını yansıtıyor. EX60, Google’ın yeni yapay zekâ asistanı Gemini ile piyasaya çıkan ilk Volvo modeli olma özelliğini taşıyor. Gemini, otomobile derinlemesine entegre olarak, özel komutlar ezberlemenize gerek kalmadan doğal ve kişiselleştirilmiş bir diyalog kurmanızı sağlıyor. Aynı zamanda EX60 bugüne kadar üretilen tüm Volvo modelleri arasında en hızlı ve en akıcı kullanıcı deneyimini sunuyor. Bu akıcı ve anında tepki veren bilgi-eğlence sisteminde ekranlar hızlı yanıt veriyor, haritalar anında yükleniyor, sesli asistanlar yolcuları daha iyi anlayarak temel fonksiyonlara gecikme olmadan erişim sağlıyor.

Volvo Cars Güvenlik Standardı’nın en ileri halini temsil eden EX60, pazardaki en güvenli otomobillerden biri. Yasal düzenlemelerin ve derecelendirme gerekliliklerinin ötesine geçen bu yaklaşım, HuginCore tarafından desteklenen geniş sensör ağı sayesinde çevreyi sürekli analiz ederek yeni bir güvenlik seviyesi sunuyor.Volvo Cars’ın dünyada seri üretimde bir ilk olan ve ödüllü çoklu adaptif emniyet kemeri, ön koltuklarda daha akıllı ve kişiselleştirilmiş koruma sağlıyor. Bor çeliğiyle güçlendirilmiş güvenlik kafesi ve gelişmiş koruma sistemleri ise yolcular için en üst düzey güvenliği hedefliyo EX60, zaman içinde gelişmek üzere tasarlandı. Uzaktan kablosuz güncellemeler (OTA) sayesinde, ilk günden itibaren güçlü olan bu otomobil, zamanla daha da ileri bir deneyim sunacak.

Volvo Car Türkiye Genel Müdürü Alican Emiroğlu, EX60’ın Türkiye’de satışa sunulmasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Volvo EX60, elektrifikasyona geçişte tüm kaygıları ortadan kaldırdığımız bir noktaya geldiğimizi gösteriyor. Menzil, şarj hızı, performans, güvenlik ve kullanıcı deneyimi gibi başlıklarda yeni bir standart belirleyen bu model, Volvo’nun insan odaklı inovasyon anlayışının güçlü bir yansıması.

Dünya ile eş zamanlı olarak EX60’ı yılın ikinci yarısında Türkiye’de müşterilerimizle buluşturmayı hedefliyoruz. Güçlü olduğumuz premium D-SUV segmentine tamamen elektirkli yeni EX60 modelimizi sunarak, elektrifikasyon hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. Bu modelle birlikte,Türkiye’de daha fazla kişinin elektrikli bir otomobil ile tanışacağına ve günlük hayatının doğal bir parçası haline geleceğine inanıyoruz”.

Continue Reading

Sektörel

Copyright © Carturk - carturk@gmail.com