Connect with us

Elektrikli

Xiaomi SU7: Elektrikli Araç Sektörüne Yeni Bir Soluk

Küresel teknoloji devi Xiaomi, merakla beklenen ilk elektrikli aracı Xiaomi SU7’yi duyurdu. Geçtiğimiz günlerde Elektrikli Araç Teknolojileri Lansmanı’nı gerçekleştiren Xiaomi, E-Motor, Batarya, Xiaomi Kalıp Döküm, Xiaomi Pilot Otonom Sürüş ve Akıllı Kabin olmak üzere beş temel teknolojisiyle ilgili yenilikleri tanıttı. Tasarımı, menzili, güvenliği ve diğer özellikleriyle dikkat çeken ve “tam boyutlu, yüksek performanslı eko-teknolojik sedan” olarak tanımlanan Xiaomi SU7, performans, ekosistem ve mobil akıllı dünyanın sınırlarını zorlamayı hedefliyor.

Xiaomi, dünyanın en büyük beş otomotiv üreticisinden biri olmayı hedefliyor

Bir Çin şiirinden alıntı yaparak “Sağlam adımlarla zirveye ulaşıyoruz” diyen Xiaomi Grup Kurucusu, Başkanı ve CEO’su Lei Jun, Xiaomi’nin otomotiv sektörüne girişinin akıllı telefon sektöründen başka bir sektöre önemli bir geçiş olduğunu ve “İnsan x Otomobil x Ev” stratejisi açısından büyük bir adıma işaret ettiğini belirtti. Lei Jun ” Önümüzdeki 15-20 yıl içerisinde dünyanın en büyük ilk beş otomotiv üreticisi arasında yer almayı amaçlıyoruz” dedi.

 

Xiaomi elektrikli araç alanında, ilk araştırma ve geliştirme aşamasında 10 milyar CNY’nin üzerinde yatırım gerçekleştirdi. Ar-Ge ekibi, hem Çin’de hem de yurtdışında kritik alanlarda 3.400’den fazla mühendis ve binden fazla teknik uzmandan oluşuyor. Etkinlikte Xiaomi’nin elektrikli aracının temelini oluşturan beş teknolojinin geliştirilmesine ilişkin çığır açıcı yenilikler tanıtıldı. E-Motor, Batarya, Xiaomi Kalıp Döküm, Xiaomi Pilot Otonom Sürüş ve Akıllı Kabin gibi kritik alanlarda Xiaomi’nin kendi geliştirdiği çeşitli teknolojiler türünün ilk örneği olarak hem yerel hem de küresel çapta ilklere imza attı. Bu, Xiaomi’nin kuruluşundan bu yana edindiği 13 yıllık kapsamlı teknolojik birikimi ortaya koyuyor.

E-motor

Etkinlikte Xiaomi, bağımsız olarak geliştirdiği ve ürettiği E-motorları olan HyperEngine V6/V6s ve HyperEngine V8s’i sergiledi. Çift Yönlü Tam Yağ Soğutma Teknolojisi, S-şekilli yağ devresi tasarımı ve kademeli silikon çelik laminasyon tasarımı gibi yenilikçi teknolojileri kullanan bu üç e-motor, içten yanmalı motorlar döneminden kalma geleneksel büyük V8 ve V6 güç aktarma organlarının performansına rakip olarak sektörün performans sınırlarını yeni zirvelere taşıyor.

 

Özellikle, 27.200 rpm maksimum hız, 425kW güç ve 635N-m tepe torku ile HyperEngine V8s, elektrikli motor alanında küresel bir rekor kırıyor. HyperEngine V8s, 27.200 rpm’lik sektör standardını aşmak için, 960MPa gerilme direncine sahip sektörün ilk ultra yüksek dirençli silikon çelik plakasını kullanıyor. Ana akım sektör ürünleriyle kıyaslandığında iki katın üzerinde bir dirence sahip olarak ortaya çıkıyor. Şu an geliştirme aşamasında olan HyperEngine V8s’in 2025 yılında seri üretime geçmesi ve Xiaomi elektrikli araçlarda kullanılması planlanıyor. Xiaomi’nin kendi geliştirdiği HyperEngine V6/V6s E-motorları, 21.000 rpm’lik sektör lideri dönme hızıyla dünya genelinde en güçlü seri üretim elektrik motorunu geride bırakıyor. HyperEngine V6 süper motor 299PS maksimum güce ve 400N-m maksimum torka sahipken, HyperEngine V6s süper motor 374PS maksimum güce ve 500N-m maksimum torka ulaşıyor.

Batarya

Xiaomi, çığır açan Ters Hücre Teknolojisi, çok yönlü bir elastik ara katman ve aerodinamik bir kablolama sisteminden yararlanarak CTB Entegre Batarya Teknolojisi’ne bağımsız olarak öncülük ediyor. %77,8 gibi etkileyici bir pil entegrasyonu verimliliğine sahip olan bu teknoloji dünya genelinde CTB bataryalar arasında en yüksek verimliliğe ulaşıyor. Ayrıca, %24,4’lük kayda değer bir genel performans artışı ve 17 mm’lik azaltılmış yükseklik sergiliyor. Maksimum batarya kapasitesi 150 kWh’ye ulaşan CLTC’nin teorik şarj menzili 1200 km’yi aşıyor.

Xiaomi Pilot Otonom Sürüş

Xiaomi, otomotiv ve tüketici elektroniği sektörlerinin akıllı ekosistemlerle entegrasyonunu sağlayan küresel bir teknoloji lideri olarak akıllı yazılım alanındaki benzersiz avantajlarının tümünü kullanıyor. Şirket, otonom sürüşü bir sonraki aşamaya taşıyan Adaptive BEV, Road-Mapping Foundational Model ve Super-Res Occupancy Network teknolojileriyle sektöre öncülük ediyor. Adaptive BEV Teknolojisi, senaryoya göre farklı algılama algoritmalarını devreye sokan sektör lideri bir inovasyon olarak öne çıkıyor. Algılama alanı minimum 5 cm ve maksimum 20 cm olup, tanıma aralığı 5 cm’den 250 m’ye kadar çıkabiliyor. Bu teknoloji şehir içi kullanımda daha geniş görünürlük, yüksek hızda daha uzak görüş ve park ederken daha fazla hassasiyet sağlıyor.

Xiaomi, Road-Mapping Foundational Model teknolojisine ek olarak, otomatik park için dünyanın ilk üretime hazır “Uçtan Uca Algılama ve Karar Verme Yapay Zeka Modelini” de kendi bünyesinde geliştirdi. Bu model, asansör içeren park tesisleri gibi zorlu senaryolarda park ederken gerçek zamanlı gözlem ve dinamik ayarlamalara olanak tanıyor.

 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elektrikli

Skoda’nın Yeni Amiral Gemisi SUV Modeli Peaq olacak

Skoda, SUV ürün gamının zirvesinde konumlandırılacak Peaq modeli markanın en büyük ve en geniş modeli olacak. Tamamen elektrikli SUV, 2026 yılının ortasında ürün gamına katılacak.

Vision 7S konsepti üzerine geliştirilen Peaq, Skoda’nın elektrikli model ailesini üst segmente doğru genişletirken, markanın 2026 yılı itibarıyla tamamen elektrikli model sayısını iki katına çıkarma hedefinde kilit rol oynayacak. MEB platformu üzerine geliştirilen ve Çek Cumhuriyeti’ndeki Mladá Boleslav tesisinde üretilecek Peaq, Skoda’nın elektrikli dönüşüm sürecinde stratejik bir model olarak öne çıkıyor.

Yaklaşık 4.9 metre uzunluğa sahip olan Peaq, beş veya yedi koltuklu konfigürasyon seçenekleriyle sunulacak. Model, 600 kilometrenin üzerinde menzil sunarak uzun yol performansında da iddialı bir konumda yer alıyor. Beş koltuklu versiyonda 1.010 litreye kadar ulaşan bagaj hacmiyle dikkat çeken Peaq, bu alanda markanın bugüne kadarki en yüksek bagaj hacmini sunuyor. Yedi koltuklu versiyonda ise 299 litrelik bagaj hacmine ek olarak, ön kaput altında 37 litrelik ek depolama alanı bulunuyor.
Skoda’nın yeni elektrikli amiral gemisi Peaq, içeride sunduğu geniş yaşam alanı ve konfor odaklı çözümleriyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 3 metreye ulaşan aks aralığı sayesinde özellikle ikinci ve üçüncü sıradaki yolcular için sınıfının üzerinde diz ve baş mesafesi sunuluyor.

Yeni Skoda Peaq, uzun yolculukları daha konforlu ve keyifli hale getiren yeni nesil teknolojilerle donatılıyor. Modelde sunulan opsiyonel Relax Paketi, sürüş sırasında kabin içini adeta bir dinlenme alanına dönüştürmeyi hedefliyor. Relax Paketi kapsamında AGR sertifikalı masaj fonksiyonlu koltuklar, elektrikli ayarlanabilir ergonomik ayak destekleri, ön koltuk başlıklarına entegre yastıklar ve katlanabilir masa gibi donanımlar yer alıyor. Sistemin merkezinde ise altı farklı mod sunan entegre bir “wellness” uygulaması bulunuyor.

Peaq ile birlikte Skoda tarihinde ilk kez, premium ses sisteminde Sonos imzası yer alıyor. Ev tipi yüksek kaliteli ses sistemleriyle tanınan Sonos, bu proje kapsamında Skoda ile yakın iş birliği yaparak ses teknolojisini otomobil içi kullanım için özel olarak uyarladı. Ortaya çıkan sistem, markanın karakteristik net ses üretimini, dengeli bir dinleme deneyimi ve üç boyutlu, kapsayıcı bir akustik performansla birleştiriyor. Böylece Peaq, sadece konfor değil, aynı zamanda üst düzey bir ses deneyimi sunan bir mobil yaşam alanına dönüşüyor.

Peaq, ihtiyaç halinde bir evin veya iş yerinin enerji ihtiyacını karşılayabilecek bir güç kaynağına dönüşebiliyor. Gelişmiş dijital altyapısı, geniş ekran deneyimi ve enerji paylaşım teknolojileriyle Skoda Peaq, elektrikli mobiliteyi daha akıllı ve fonksiyonel bir boyuta taşıyor.

Continue Reading

Elektrikli

Audi A2, 25 yıl sonra yeniden geliyor

Audi, kompakt sınıfta konumlanan tamamen elektrikli yeni model ailesi A2 e-tron ile premium elektrikli mobiliteye erişimi yeniden tanımlıyor. Yeni ve elektrikli A2, Ingolstadt’ta üretilecek ve 2026 sonbaharında dünya prömiyerini gerçekleştirecek.

Modelin ismi, 25 yılı aşkın süre önce verimlilik ve hafif yapı yaklaşımıyla öne çıkan Audi A2’ye bilinçli bir gönderme niteliği taşıyor. A2 e-tron da bu yaklaşımı elektrikli mobilite çağının ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yorumlayarak sürdürüyor.

Audi, bu model ailesiyle müşterilerinin günlük yaşamda karşılık bulan, verimli, kompakt ve günlük kullanıma uygun bir elektrikli mobilite beklentisine yanıt vermeyi amaçlıyor. Aynı zamanda markanın elektrikli dünyasına geçişi daha erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor.

25 yıl önce piyasaya ilk çıktığında başta tasarımı olmak üzere, kompakt boyutları ve alüminyum gövdesi ile dikkat çeken A2, Türkiye de pek ilgi görmese de Avrupa pazarında başarılı sayılacak bir satış yakaladı. Zamanla rakip firmaların benzer üretimleri ile satışlar azaldı ve 2005 sonrası üretimden kaldırıldı.

Yeni tasarlanan A2 e-Tron ikonik A2’den esintiler taşıyor. Tamamen elektrikli güç ünitesiyle 240 beygir güce sahip olcak yeni model, şimdilik bir consept olarak üretilecek ancak aracın seri üretim aşamasına geçip geçmeyeceği net değil.

Yeni Audi A2 e-tron, 2026 sonbaharında dünya prömiyerini gerçekleştirecek. Paylaşılan ilk tasarım eskizi, modelin dinamik oranlarını ve kompakt sınıfa özgü güçlü duruşunu ortaya koyarken, Audi’nin elektrikli tasarım dilinin bu segmentte nasıl şekilleneceğine dair ilk ipuçlarını da sunuyor.

Continue Reading

Elektrikli

Ferrari, tam elektrikli Luce’nin iç tasarımını tanıttı

Türkiye’de Tofaş bünyesinde yer alan FerMas Oto’nun temsil ettiği İtalyan süper spor otomobil devi Ferrari, geleceğe uzanan vizyonunun en güçlü temsilcilerinden biri olan yeni tam elektrikli spor otomobili Ferrari Luce’nin iç mekân ve arayüzü tasarımını tanıttı.
Yeni bir segmentin başlangıcını simgeleyen Luce, İtalyanca’da “ışık, aydınlanma” anlamlarına geliyor. Ferrari’nin ilk elektrikli modeli Luce’nin iç mekan tasarımı ortaya çıktı. iPhone tasarımcısı Jony Ive’ın yönetiminde yapılan radikal iç mekan tasarımı otomotiv dünyasının gündemine oturdu.

San Francisco’da gerçekleştirilen özel lansmanda tanıtılan modelin temel teknolojisi Ekim 2025’te Maranello’daki Ferrari e-binasında paylaşılmıştı. Projenin üçüncü ve son aşaması olan dış tasarım lansmanı ise Mayıs 2026’da İtalya’da gerçekleştirilecek.
Ferrari Luce’nin tasarım süreci, LoveFrom ile gerçekleştirilen 5 yıllık yakın iş birliğinin bir ürünü. San Francisco ve Londra merkezli LoveFrom, mimarlardan mühendislere, endüstriyel tasarımcılardan tipografi uzmanlarına kadar disiplinler arası bir ekip yapısıyla Ferrari’nin vizyonunu yeni bir tasarım diline dönüştürdü.

Sürüşü merkezine alan yalın ve tek hacimli kabin Ferrari Luce’nin kabini, sürüş deneyimini odağa alan yalın ve tek hacimli bir mimariyle tasarlandı. Yenilikçi modelde donanım ve yazılım birlikte geliştirildi. Böylece fiziksel yapı ile arayüz davranışı kusursuz bir bütünlük oluşturdu. Gösterge ünitesi, kontrol paneli ve orta konsol gibi temel unsurlar, girişler (mekanik kontroller) ve çıkışlar (dijital ekranlar) etrafında net bir organizasyonla konumlandırıldı.

Günümüzde büyük dokunmatik ekranların hâkim olduğu elektrikli otomobil anlayışına alternatif bir yaklaşım benimseyen Ferrari Luce’de, fiziksel kontroller önceliklendirildi. Hassas mühendislikle üretilen mekanik butonlar, kadranlar ve anahtarlar, dijital ekranlarla dengeli biçimde bir araya getirildi. Bu yaklaşım, sürücü ile otomobil arasında güçlü ve sezgisel bir bağ kurulmasını sağlıyor.

Ferrari Luce’de kullanılan malzemeler; %100 geri dönüştürülmüş özel alüminyum alaşım, ileri seviye 3 ve 5 eksenli CNC teknolojisiyle masif bloklardan işleniyor. Ardından uygulanan son teknoloji anodizasyon süreci sayesinde yüzeyde ultra ince altıgen hücre yapısı oluşturularak yüksek sertlik, dayanıklılık ve rafine bir mikro doku elde ediliyor. Cam yüzeylerde ise yüksek çizilme direnci ve optik netlik sunan Corning® Gorilla® Glass tercih ediliyor. Sonuç olarak, modern olduğu kadar zamanın ötesinde bir his, lüksün ötesinde gerçek bir özgünlük ve Ferrari’nin kalite ile zanaatkârlığa olan bağlılığının güçlü bir ifadesi ortaya çıkıyor.

Ferrari Luce’nin direksiyon simidi, markanın yarış DNA’sına güçlü bir gönderme niteliği taşıyor. 1950’ler ve 60’ların ikonik üç kollu Nardi direksiyonlarından ilham alan bu sade üç kollu form, modern mühendislikle yeniden yorumlandı. %100 geri dönüştürülmüş alüminyumdan üretilen ve 19 CNC işlenmiş parçadan oluşan direksiyon simidi, standart bir Ferrari direksiyonuna göre 400 gram daha hafif yapısıyla dikkat çekiyor.

Ferrari Luce’de sürücü gösterge ünitesi, kontrol paneli ve arka kontrol panelinden oluşan üç ekranlı yapı yer alıyor. Direksiyonla birlikte hareket eden ve direksiyon kolonuna monte edilen gösterge ünitesi, Ferrari seri üretim modelleri için bir ilk olma özelliği taşıyor. Samsung Display mühendisleriyle geliştirilen ultra ince panel yapısı, hafiflik ve görsel netliği bir arada sağlıyor. Orta ekrana entegre edilen multigraf ise saat, kronograf, pusula ve launch control göstergelerini tek bir yapıda bir araya getirerek ileri düzey mühendisliğin şık ve işlevsel bir yansımasını sunuyor.

Ferrari Luce, titiz işçilik, geleneğe saygı ve bilinçli inovasyonun sentezi olarak konumlanıyor. Elektrifikasyonun performans ruhunu gölgelemediği; aksine yeni bir ifade biçimine dönüştüğü bu model, Ferrari’nin kalite, performans ve kültürel değer anlayışını geleceğe taşıyor. Ferrari için liderlik, yolu aydınlatmak anlamına geliyor. Luce ise bu zihniyetin somut karşılığı olarak markanın tarihinde yeni bir sayfa açıyor.

Continue Reading

Elektrikli

Volvo EX60: Yeni ve tamamen elektrikli

Volvo Cars, D-SUV segmentinde yeni bir dönemi temsil eden tamamen elektrikli EX60’ı tanıttı. Volvo EX60, menzil, şarj hızı ve performansı ile kendi sınıfında oyunun kurallarını değiştirmeyi hedefliyor. EX60; menzil kaygısını geride bırakırken, çığır açan bir kullanıcı deneyimi sunarak güvenlik alanında da yeni bir dönüşümü temsil ediyor. Aynı zamanda Volvo Cars’ın dünyada en çok elektrikli payına sahip segmente sunacağı EX60, Volvo Cars’ı bu alanda güçlü bir oyuncu olarak konumlandırıyor.

Volvo Cars CEO’su Håkan Samuelsson, “Yeni, tamamen elektrikli EX60; menzil, şarj ve performans açısından oyunun kurallarını değiştirirken hem Volvo Cars hem de müşterilerimiz için yeni bir başlangıcı temsil ediyor. Bu otomobille, müşterilerimizin elektrikli otomobile geçiş önündeki kaygılarını ortadan kaldırıyoruz. EX60, aynı zamanda Volvo Cars olarak neler yapabileceğimizin güçlü bir göstergesi. Mega casting (büyük ölçekli tek döküm), cell-to-body (hücreden gövdeye batarya entegrasyonu) ve core computing (merkezi bilgi işlem) gibi yeni temel teknolojileri bir araya getiren tamamen yeni bir ürün mimarisinin sonucu” değerlendirmesini yaptı.

Sınıfının lideri, tek şarjla 810 km menzil Volvo EX60, dört tekerlekten çekişli versiyonuyla tek şarjla 810 kilometreye kadar menzil sunarak sınıfının en iyileri arasında yer alıyor. Bu değer Volvo Cars’ın şimdiye kadar ürettiği tüm elektrikli otomobillerin ötesine geçerken, aynı zamanda yeni tanıtılan rakiplerini de geride bırakarak segmentinde yeni bir standart belirliyor.

Standarttan ödün vermeyen yaklaşımı, şarj hızında da kendini gösteriyor. EX60, 400 kW hızlı şarj istasyonlarında yalnızca 10 dakikada, 340 kilometreye kadar menzil elde ediyor. Başka bir deyişle EX60, menzil kaygısını konfora dönüştürüyor. Yeni model tasarım, mühendislik, donanım ve yazılım; sürüş menzilini en üst düzeye taşıyan ve konforlu bir sürüş deneyimi sunan bütüncül bir yapı içinde birlikte çalışıyor.
EX60, üç farklı güç-aktarma seçeneğiyle sunuluyor. Model, P12 AWD Electric versiyonu 810 kilometreye kadar sınıfının en iyi menzilini sunarken, P10 AWD Electric versiyonu 660 kilometreye kadar sürüş mesafesi sağlıyor. Arkadan itişli P6 Electric versiyonu ise 620 kilometreye kadar menzil sunuyor. Ölçümlenen menzil performansları 10 yıl batarya garantisi ile desteklenerek elektrikli sürüşe uzun vadeli güven katıyor. EX60’ın üretimi bu bahar İsveç’teki Volvo Cars fabrikasında başlıyor. P6 ve P10 versiyonlarının müşteri teslimatları yaz aylarında, P12 versiyonu ise kısa süre sonra başlayacak.

EX60, Volvo Cars’ın yeni elektrikli otomobil mimarisi SPA3 üzerine inşa edildi ve markanın yeni nesil bilgi işlem sistemi HuginCore tarafından destekleniyor. Bu altyapı; ölçeklenebilirlik, modülerlik, üretim verimliliği ve maliyet açısından yeni standartlar sunuyor. Cell-to-body (hücreden gövdeye batarya entegrasyonu) teknolojisi, şirket bünyesinde geliştirilen yeni nesil elektrik motorları, yeni batarya hücre tasarımı ve mega casting (büyük ölçekli tek döküm) uygulamaları; enerji verimliliğini ve menzili artırırken ağırlığı azaltıyor. Bu yaklaşım, aynı zamanda EX60’ın tamamen elektrikli bir Volvo için bugüne kadarki en düşük karbon ayak izine sahip olmasını sağlıyor. Bu değer, daha kompakt modeli EX30 ile aynı seviyeye gelerek; EX60’ı çevresel açıdan da daha güçlü bir seçenek haline getiriyor.
Aerodinamik verimlilikle şekillenen İskandinav tasarım EX60, Volvo Cars’ın İskandinav tasarım anlayışını tamamen elektrikli bir geleceğe taşıyor. Kendinden emin ve aerodinamik dış tasarımı, iç tasarımda doğadan ilham alan rafine yüzeyler ve yalın detaylarla tamamlanıyor. Sakinlik ve işlevselliği buluşturan bu bütüncül yaklaşım, akıllı saklama alanı çözümleriyle birlikte EX60’ı zamansız ve sofistike bir tasarım ifadesine dönüştürüyor.

Yere yakın ön tasarımı, eğimli tavan çizgisi ve incelen yan yüzeyler aerodinamik verimliliği artırırken EX60 havada adeta süzülerek ilerliyor ve 0,26 gibi oldukça rekabetçi bir sürtünme katsayısıyla sınıfının lideri konumunda yer alıyor. EX60 iç mekânda ise çok yönlülük ve pratiklik açısından öne çıkıyor. Uzun aks mesafesi ile birleşen ferah taban mimarisi, arka koltuklarda çok daha geniş bir diz mesafesi, büyük bir bagaj alanı ve kişisel eşyalar için akıllı saklama alanları sunuyor. Müzik tutkunları için EX60, 28 hoparlörlü premium Bowers&Wilkins ses sistemiyle öne çıkıyor. Volvo tarihinde ilk kez, dört ana koltuğun tamamında koltuk başlıklarına entegre hoparlörlerle sunuluyor. EX60 aynı zamanda Dolby Atmos destekli Apple Music’in önceden yüklü olarak sunulduğu ilk Volvo modeli olacak,derin ve etkileyici bir ses deneyimi sağlayacak.

İletişimde yeni bir boyut: doğal, akıllı ve sizi anlayan otomobil Volvo Cars’ın bugüne kadarki en akıllı otomobili olan EX60, direksiyon başındaki yaşamı iyileştirmek için tasarlanmış en güncel teknolojilerle donatıldı. EX60, otomobilin düşünmesini, işlemesini ve harekete geçmesini sağlayan HuginCore’un en yeni versiyonu tarafından destekleniyor. Bu yapı; Volvo Cars’ın, kendi bünyesinde geliştirdiği teknolojileri Google, NVIDIA ve Qualcomm Technologies gibi liderlerle yaptığı iş birlikleriyle birleştiren yaklaşımını yansıtıyor. EX60, Google’ın yeni yapay zekâ asistanı Gemini ile piyasaya çıkan ilk Volvo modeli olma özelliğini taşıyor. Gemini, otomobile derinlemesine entegre olarak, özel komutlar ezberlemenize gerek kalmadan doğal ve kişiselleştirilmiş bir diyalog kurmanızı sağlıyor. Aynı zamanda EX60 bugüne kadar üretilen tüm Volvo modelleri arasında en hızlı ve en akıcı kullanıcı deneyimini sunuyor. Bu akıcı ve anında tepki veren bilgi-eğlence sisteminde ekranlar hızlı yanıt veriyor, haritalar anında yükleniyor, sesli asistanlar yolcuları daha iyi anlayarak temel fonksiyonlara gecikme olmadan erişim sağlıyor.

Volvo Cars Güvenlik Standardı’nın en ileri halini temsil eden EX60, pazardaki en güvenli otomobillerden biri. Yasal düzenlemelerin ve derecelendirme gerekliliklerinin ötesine geçen bu yaklaşım, HuginCore tarafından desteklenen geniş sensör ağı sayesinde çevreyi sürekli analiz ederek yeni bir güvenlik seviyesi sunuyor.Volvo Cars’ın dünyada seri üretimde bir ilk olan ve ödüllü çoklu adaptif emniyet kemeri, ön koltuklarda daha akıllı ve kişiselleştirilmiş koruma sağlıyor. Bor çeliğiyle güçlendirilmiş güvenlik kafesi ve gelişmiş koruma sistemleri ise yolcular için en üst düzey güvenliği hedefliyo EX60, zaman içinde gelişmek üzere tasarlandı. Uzaktan kablosuz güncellemeler (OTA) sayesinde, ilk günden itibaren güçlü olan bu otomobil, zamanla daha da ileri bir deneyim sunacak.

Volvo Car Türkiye Genel Müdürü Alican Emiroğlu, EX60’ın Türkiye’de satışa sunulmasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Volvo EX60, elektrifikasyona geçişte tüm kaygıları ortadan kaldırdığımız bir noktaya geldiğimizi gösteriyor. Menzil, şarj hızı, performans, güvenlik ve kullanıcı deneyimi gibi başlıklarda yeni bir standart belirleyen bu model, Volvo’nun insan odaklı inovasyon anlayışının güçlü bir yansıması.

Dünya ile eş zamanlı olarak EX60’ı yılın ikinci yarısında Türkiye’de müşterilerimizle buluşturmayı hedefliyoruz. Güçlü olduğumuz premium D-SUV segmentine tamamen elektirkli yeni EX60 modelimizi sunarak, elektrifikasyon hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. Bu modelle birlikte,Türkiye’de daha fazla kişinin elektrikli bir otomobil ile tanışacağına ve günlük hayatının doğal bir parçası haline geleceğine inanıyoruz”.

Continue Reading

Sektörel

Copyright © Carturk - carturk@gmail.com