Elektrikli
Audi A2, 25 yıl sonra yeniden geliyor
Audi, kompakt sınıfta konumlanan tamamen elektrikli yeni model ailesi A2 e-tron ile premium elektrikli mobiliteye erişimi yeniden tanımlıyor. Yeni ve elektrikli A2, Ingolstadt’ta üretilecek ve 2026 sonbaharında dünya prömiyerini gerçekleştirecek.

Modelin ismi, 25 yılı aşkın süre önce verimlilik ve hafif yapı yaklaşımıyla öne çıkan Audi A2’ye bilinçli bir gönderme niteliği taşıyor. A2 e-tron da bu yaklaşımı elektrikli mobilite çağının ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yorumlayarak sürdürüyor.

Audi, bu model ailesiyle müşterilerinin günlük yaşamda karşılık bulan, verimli, kompakt ve günlük kullanıma uygun bir elektrikli mobilite beklentisine yanıt vermeyi amaçlıyor. Aynı zamanda markanın elektrikli dünyasına geçişi daha erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor.

25 yıl önce piyasaya ilk çıktığında başta tasarımı olmak üzere, kompakt boyutları ve alüminyum gövdesi ile dikkat çeken A2, Türkiye de pek ilgi görmese de Avrupa pazarında başarılı sayılacak bir satış yakaladı. Zamanla rakip firmaların benzer üretimleri ile satışlar azaldı ve 2005 sonrası üretimden kaldırıldı.

Yeni tasarlanan A2 e-Tron ikonik A2’den esintiler taşıyor. Tamamen elektrikli güç ünitesiyle 240 beygir güce sahip olcak yeni model, şimdilik bir consept olarak üretilecek ancak aracın seri üretim aşamasına geçip geçmeyeceği net değil.

Yeni Audi A2 e-tron, 2026 sonbaharında dünya prömiyerini gerçekleştirecek. Paylaşılan ilk tasarım eskizi, modelin dinamik oranlarını ve kompakt sınıfa özgü güçlü duruşunu ortaya koyarken, Audi’nin elektrikli tasarım dilinin bu segmentte nasıl şekilleneceğine dair ilk ipuçlarını da sunuyor.

Elektrikli
Skoda’nın Yeni Amiral Gemisi SUV Modeli Peaq olacak
Skoda, SUV ürün gamının zirvesinde konumlandırılacak Peaq modeli markanın en büyük ve en geniş modeli olacak. Tamamen elektrikli SUV, 2026 yılının ortasında ürün gamına katılacak.

Vision 7S konsepti üzerine geliştirilen Peaq, Skoda’nın elektrikli model ailesini üst segmente doğru genişletirken, markanın 2026 yılı itibarıyla tamamen elektrikli model sayısını iki katına çıkarma hedefinde kilit rol oynayacak. MEB platformu üzerine geliştirilen ve Çek Cumhuriyeti’ndeki Mladá Boleslav tesisinde üretilecek Peaq, Skoda’nın elektrikli dönüşüm sürecinde stratejik bir model olarak öne çıkıyor.

Yaklaşık 4.9 metre uzunluğa sahip olan Peaq, beş veya yedi koltuklu konfigürasyon seçenekleriyle sunulacak. Model, 600 kilometrenin üzerinde menzil sunarak uzun yol performansında da iddialı bir konumda yer alıyor. Beş koltuklu versiyonda 1.010 litreye kadar ulaşan bagaj hacmiyle dikkat çeken Peaq, bu alanda markanın bugüne kadarki en yüksek bagaj hacmini sunuyor. Yedi koltuklu versiyonda ise 299 litrelik bagaj hacmine ek olarak, ön kaput altında 37 litrelik ek depolama alanı bulunuyor.
Skoda’nın yeni elektrikli amiral gemisi Peaq, içeride sunduğu geniş yaşam alanı ve konfor odaklı çözümleriyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 3 metreye ulaşan aks aralığı sayesinde özellikle ikinci ve üçüncü sıradaki yolcular için sınıfının üzerinde diz ve baş mesafesi sunuluyor.

Yeni Skoda Peaq, uzun yolculukları daha konforlu ve keyifli hale getiren yeni nesil teknolojilerle donatılıyor. Modelde sunulan opsiyonel Relax Paketi, sürüş sırasında kabin içini adeta bir dinlenme alanına dönüştürmeyi hedefliyor. Relax Paketi kapsamında AGR sertifikalı masaj fonksiyonlu koltuklar, elektrikli ayarlanabilir ergonomik ayak destekleri, ön koltuk başlıklarına entegre yastıklar ve katlanabilir masa gibi donanımlar yer alıyor. Sistemin merkezinde ise altı farklı mod sunan entegre bir “wellness” uygulaması bulunuyor.

Peaq ile birlikte Skoda tarihinde ilk kez, premium ses sisteminde Sonos imzası yer alıyor. Ev tipi yüksek kaliteli ses sistemleriyle tanınan Sonos, bu proje kapsamında Skoda ile yakın iş birliği yaparak ses teknolojisini otomobil içi kullanım için özel olarak uyarladı. Ortaya çıkan sistem, markanın karakteristik net ses üretimini, dengeli bir dinleme deneyimi ve üç boyutlu, kapsayıcı bir akustik performansla birleştiriyor. Böylece Peaq, sadece konfor değil, aynı zamanda üst düzey bir ses deneyimi sunan bir mobil yaşam alanına dönüşüyor.

Peaq, ihtiyaç halinde bir evin veya iş yerinin enerji ihtiyacını karşılayabilecek bir güç kaynağına dönüşebiliyor. Gelişmiş dijital altyapısı, geniş ekran deneyimi ve enerji paylaşım teknolojileriyle Skoda Peaq, elektrikli mobiliteyi daha akıllı ve fonksiyonel bir boyuta taşıyor.
Elektrikli
Ferrari, tam elektrikli Luce’nin iç tasarımını tanıttı
Türkiye’de Tofaş bünyesinde yer alan FerMas Oto’nun temsil ettiği İtalyan süper spor otomobil devi Ferrari, geleceğe uzanan vizyonunun en güçlü temsilcilerinden biri olan yeni tam elektrikli spor otomobili Ferrari Luce’nin iç mekân ve arayüzü tasarımını tanıttı.
Yeni bir segmentin başlangıcını simgeleyen Luce, İtalyanca’da “ışık, aydınlanma” anlamlarına geliyor. Ferrari’nin ilk elektrikli modeli Luce’nin iç mekan tasarımı ortaya çıktı. iPhone tasarımcısı Jony Ive’ın yönetiminde yapılan radikal iç mekan tasarımı otomotiv dünyasının gündemine oturdu.

San Francisco’da gerçekleştirilen özel lansmanda tanıtılan modelin temel teknolojisi Ekim 2025’te Maranello’daki Ferrari e-binasında paylaşılmıştı. Projenin üçüncü ve son aşaması olan dış tasarım lansmanı ise Mayıs 2026’da İtalya’da gerçekleştirilecek.
Ferrari Luce’nin tasarım süreci, LoveFrom ile gerçekleştirilen 5 yıllık yakın iş birliğinin bir ürünü. San Francisco ve Londra merkezli LoveFrom, mimarlardan mühendislere, endüstriyel tasarımcılardan tipografi uzmanlarına kadar disiplinler arası bir ekip yapısıyla Ferrari’nin vizyonunu yeni bir tasarım diline dönüştürdü.

Sürüşü merkezine alan yalın ve tek hacimli kabin Ferrari Luce’nin kabini, sürüş deneyimini odağa alan yalın ve tek hacimli bir mimariyle tasarlandı. Yenilikçi modelde donanım ve yazılım birlikte geliştirildi. Böylece fiziksel yapı ile arayüz davranışı kusursuz bir bütünlük oluşturdu. Gösterge ünitesi, kontrol paneli ve orta konsol gibi temel unsurlar, girişler (mekanik kontroller) ve çıkışlar (dijital ekranlar) etrafında net bir organizasyonla konumlandırıldı.

Günümüzde büyük dokunmatik ekranların hâkim olduğu elektrikli otomobil anlayışına alternatif bir yaklaşım benimseyen Ferrari Luce’de, fiziksel kontroller önceliklendirildi. Hassas mühendislikle üretilen mekanik butonlar, kadranlar ve anahtarlar, dijital ekranlarla dengeli biçimde bir araya getirildi. Bu yaklaşım, sürücü ile otomobil arasında güçlü ve sezgisel bir bağ kurulmasını sağlıyor.

Ferrari Luce’de kullanılan malzemeler; %100 geri dönüştürülmüş özel alüminyum alaşım, ileri seviye 3 ve 5 eksenli CNC teknolojisiyle masif bloklardan işleniyor. Ardından uygulanan son teknoloji anodizasyon süreci sayesinde yüzeyde ultra ince altıgen hücre yapısı oluşturularak yüksek sertlik, dayanıklılık ve rafine bir mikro doku elde ediliyor. Cam yüzeylerde ise yüksek çizilme direnci ve optik netlik sunan Corning® Gorilla® Glass tercih ediliyor. Sonuç olarak, modern olduğu kadar zamanın ötesinde bir his, lüksün ötesinde gerçek bir özgünlük ve Ferrari’nin kalite ile zanaatkârlığa olan bağlılığının güçlü bir ifadesi ortaya çıkıyor.

Ferrari Luce’nin direksiyon simidi, markanın yarış DNA’sına güçlü bir gönderme niteliği taşıyor. 1950’ler ve 60’ların ikonik üç kollu Nardi direksiyonlarından ilham alan bu sade üç kollu form, modern mühendislikle yeniden yorumlandı. %100 geri dönüştürülmüş alüminyumdan üretilen ve 19 CNC işlenmiş parçadan oluşan direksiyon simidi, standart bir Ferrari direksiyonuna göre 400 gram daha hafif yapısıyla dikkat çekiyor.

Ferrari Luce’de sürücü gösterge ünitesi, kontrol paneli ve arka kontrol panelinden oluşan üç ekranlı yapı yer alıyor. Direksiyonla birlikte hareket eden ve direksiyon kolonuna monte edilen gösterge ünitesi, Ferrari seri üretim modelleri için bir ilk olma özelliği taşıyor. Samsung Display mühendisleriyle geliştirilen ultra ince panel yapısı, hafiflik ve görsel netliği bir arada sağlıyor. Orta ekrana entegre edilen multigraf ise saat, kronograf, pusula ve launch control göstergelerini tek bir yapıda bir araya getirerek ileri düzey mühendisliğin şık ve işlevsel bir yansımasını sunuyor.

Ferrari Luce, titiz işçilik, geleneğe saygı ve bilinçli inovasyonun sentezi olarak konumlanıyor. Elektrifikasyonun performans ruhunu gölgelemediği; aksine yeni bir ifade biçimine dönüştüğü bu model, Ferrari’nin kalite, performans ve kültürel değer anlayışını geleceğe taşıyor. Ferrari için liderlik, yolu aydınlatmak anlamına geliyor. Luce ise bu zihniyetin somut karşılığı olarak markanın tarihinde yeni bir sayfa açıyor.
Elektrikli
Volvo EX60: Yeni ve tamamen elektrikli
Volvo Cars, D-SUV segmentinde yeni bir dönemi temsil eden tamamen elektrikli EX60’ı tanıttı. Volvo EX60, menzil, şarj hızı ve performansı ile kendi sınıfında oyunun kurallarını değiştirmeyi hedefliyor. EX60; menzil kaygısını geride bırakırken, çığır açan bir kullanıcı deneyimi sunarak güvenlik alanında da yeni bir dönüşümü temsil ediyor. Aynı zamanda Volvo Cars’ın dünyada en çok elektrikli payına sahip segmente sunacağı EX60, Volvo Cars’ı bu alanda güçlü bir oyuncu olarak konumlandırıyor.

Volvo Cars CEO’su Håkan Samuelsson, “Yeni, tamamen elektrikli EX60; menzil, şarj ve performans açısından oyunun kurallarını değiştirirken hem Volvo Cars hem de müşterilerimiz için yeni bir başlangıcı temsil ediyor. Bu otomobille, müşterilerimizin elektrikli otomobile geçiş önündeki kaygılarını ortadan kaldırıyoruz. EX60, aynı zamanda Volvo Cars olarak neler yapabileceğimizin güçlü bir göstergesi. Mega casting (büyük ölçekli tek döküm), cell-to-body (hücreden gövdeye batarya entegrasyonu) ve core computing (merkezi bilgi işlem) gibi yeni temel teknolojileri bir araya getiren tamamen yeni bir ürün mimarisinin sonucu” değerlendirmesini yaptı.

Sınıfının lideri, tek şarjla 810 km menzil Volvo EX60, dört tekerlekten çekişli versiyonuyla tek şarjla 810 kilometreye kadar menzil sunarak sınıfının en iyileri arasında yer alıyor. Bu değer Volvo Cars’ın şimdiye kadar ürettiği tüm elektrikli otomobillerin ötesine geçerken, aynı zamanda yeni tanıtılan rakiplerini de geride bırakarak segmentinde yeni bir standart belirliyor.

Standarttan ödün vermeyen yaklaşımı, şarj hızında da kendini gösteriyor. EX60, 400 kW hızlı şarj istasyonlarında yalnızca 10 dakikada, 340 kilometreye kadar menzil elde ediyor. Başka bir deyişle EX60, menzil kaygısını konfora dönüştürüyor. Yeni model tasarım, mühendislik, donanım ve yazılım; sürüş menzilini en üst düzeye taşıyan ve konforlu bir sürüş deneyimi sunan bütüncül bir yapı içinde birlikte çalışıyor.
EX60, üç farklı güç-aktarma seçeneğiyle sunuluyor. Model, P12 AWD Electric versiyonu 810 kilometreye kadar sınıfının en iyi menzilini sunarken, P10 AWD Electric versiyonu 660 kilometreye kadar sürüş mesafesi sağlıyor. Arkadan itişli P6 Electric versiyonu ise 620 kilometreye kadar menzil sunuyor. Ölçümlenen menzil performansları 10 yıl batarya garantisi ile desteklenerek elektrikli sürüşe uzun vadeli güven katıyor. EX60’ın üretimi bu bahar İsveç’teki Volvo Cars fabrikasında başlıyor. P6 ve P10 versiyonlarının müşteri teslimatları yaz aylarında, P12 versiyonu ise kısa süre sonra başlayacak.

EX60, Volvo Cars’ın yeni elektrikli otomobil mimarisi SPA3 üzerine inşa edildi ve markanın yeni nesil bilgi işlem sistemi HuginCore tarafından destekleniyor. Bu altyapı; ölçeklenebilirlik, modülerlik, üretim verimliliği ve maliyet açısından yeni standartlar sunuyor. Cell-to-body (hücreden gövdeye batarya entegrasyonu) teknolojisi, şirket bünyesinde geliştirilen yeni nesil elektrik motorları, yeni batarya hücre tasarımı ve mega casting (büyük ölçekli tek döküm) uygulamaları; enerji verimliliğini ve menzili artırırken ağırlığı azaltıyor. Bu yaklaşım, aynı zamanda EX60’ın tamamen elektrikli bir Volvo için bugüne kadarki en düşük karbon ayak izine sahip olmasını sağlıyor. Bu değer, daha kompakt modeli EX30 ile aynı seviyeye gelerek; EX60’ı çevresel açıdan da daha güçlü bir seçenek haline getiriyor.
Aerodinamik verimlilikle şekillenen İskandinav tasarım EX60, Volvo Cars’ın İskandinav tasarım anlayışını tamamen elektrikli bir geleceğe taşıyor. Kendinden emin ve aerodinamik dış tasarımı, iç tasarımda doğadan ilham alan rafine yüzeyler ve yalın detaylarla tamamlanıyor. Sakinlik ve işlevselliği buluşturan bu bütüncül yaklaşım, akıllı saklama alanı çözümleriyle birlikte EX60’ı zamansız ve sofistike bir tasarım ifadesine dönüştürüyor.

Yere yakın ön tasarımı, eğimli tavan çizgisi ve incelen yan yüzeyler aerodinamik verimliliği artırırken EX60 havada adeta süzülerek ilerliyor ve 0,26 gibi oldukça rekabetçi bir sürtünme katsayısıyla sınıfının lideri konumunda yer alıyor. EX60 iç mekânda ise çok yönlülük ve pratiklik açısından öne çıkıyor. Uzun aks mesafesi ile birleşen ferah taban mimarisi, arka koltuklarda çok daha geniş bir diz mesafesi, büyük bir bagaj alanı ve kişisel eşyalar için akıllı saklama alanları sunuyor. Müzik tutkunları için EX60, 28 hoparlörlü premium Bowers&Wilkins ses sistemiyle öne çıkıyor. Volvo tarihinde ilk kez, dört ana koltuğun tamamında koltuk başlıklarına entegre hoparlörlerle sunuluyor. EX60 aynı zamanda Dolby Atmos destekli Apple Music’in önceden yüklü olarak sunulduğu ilk Volvo modeli olacak,derin ve etkileyici bir ses deneyimi sağlayacak.

İletişimde yeni bir boyut: doğal, akıllı ve sizi anlayan otomobil Volvo Cars’ın bugüne kadarki en akıllı otomobili olan EX60, direksiyon başındaki yaşamı iyileştirmek için tasarlanmış en güncel teknolojilerle donatıldı. EX60, otomobilin düşünmesini, işlemesini ve harekete geçmesini sağlayan HuginCore’un en yeni versiyonu tarafından destekleniyor. Bu yapı; Volvo Cars’ın, kendi bünyesinde geliştirdiği teknolojileri Google, NVIDIA ve Qualcomm Technologies gibi liderlerle yaptığı iş birlikleriyle birleştiren yaklaşımını yansıtıyor. EX60, Google’ın yeni yapay zekâ asistanı Gemini ile piyasaya çıkan ilk Volvo modeli olma özelliğini taşıyor. Gemini, otomobile derinlemesine entegre olarak, özel komutlar ezberlemenize gerek kalmadan doğal ve kişiselleştirilmiş bir diyalog kurmanızı sağlıyor. Aynı zamanda EX60 bugüne kadar üretilen tüm Volvo modelleri arasında en hızlı ve en akıcı kullanıcı deneyimini sunuyor. Bu akıcı ve anında tepki veren bilgi-eğlence sisteminde ekranlar hızlı yanıt veriyor, haritalar anında yükleniyor, sesli asistanlar yolcuları daha iyi anlayarak temel fonksiyonlara gecikme olmadan erişim sağlıyor.

Volvo Cars Güvenlik Standardı’nın en ileri halini temsil eden EX60, pazardaki en güvenli otomobillerden biri. Yasal düzenlemelerin ve derecelendirme gerekliliklerinin ötesine geçen bu yaklaşım, HuginCore tarafından desteklenen geniş sensör ağı sayesinde çevreyi sürekli analiz ederek yeni bir güvenlik seviyesi sunuyor.Volvo Cars’ın dünyada seri üretimde bir ilk olan ve ödüllü çoklu adaptif emniyet kemeri, ön koltuklarda daha akıllı ve kişiselleştirilmiş koruma sağlıyor. Bor çeliğiyle güçlendirilmiş güvenlik kafesi ve gelişmiş koruma sistemleri ise yolcular için en üst düzey güvenliği hedefliyo EX60, zaman içinde gelişmek üzere tasarlandı. Uzaktan kablosuz güncellemeler (OTA) sayesinde, ilk günden itibaren güçlü olan bu otomobil, zamanla daha da ileri bir deneyim sunacak.

Volvo Car Türkiye Genel Müdürü Alican Emiroğlu, EX60’ın Türkiye’de satışa sunulmasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Volvo EX60, elektrifikasyona geçişte tüm kaygıları ortadan kaldırdığımız bir noktaya geldiğimizi gösteriyor. Menzil, şarj hızı, performans, güvenlik ve kullanıcı deneyimi gibi başlıklarda yeni bir standart belirleyen bu model, Volvo’nun insan odaklı inovasyon anlayışının güçlü bir yansıması.

Dünya ile eş zamanlı olarak EX60’ı yılın ikinci yarısında Türkiye’de müşterilerimizle buluşturmayı hedefliyoruz. Güçlü olduğumuz premium D-SUV segmentine tamamen elektirkli yeni EX60 modelimizi sunarak, elektrifikasyon hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. Bu modelle birlikte,Türkiye’de daha fazla kişinin elektrikli bir otomobil ile tanışacağına ve günlük hayatının doğal bir parçası haline geleceğine inanıyoruz”.
Elektrikli
Lexus Efsanevi LFA’nın Ruhuna Elektrik Verdi
Premium otomobil markası Lexus, heyecan verici yeniliklerine bir yenisini daha ekledi. Lexus, efsanevi modeli LFA’dan ilham alan LFA Concept’in dünya prömiyerini gerçekleştirdi.

Bu konsept, elektrikli spor otomobil dünyasına tamamen yeni bir bakış açısı getiriyor.

Başkan Akio Toyoda’nın baş test pilotu olarak geliştirmelerinde yer aldığı LFA Concept, elektrikli spor otomobillerin potansiyelini de ortaya koyuyor. Lexus bu modelle hem sürüş performansının hem de tasarımda mükemmeliyetçiliğinin altını çiziyor.

Lexus LFA Concept, düşük ağırlık merkezi, yüksek gövde rijitliği ve aerodinamik performans olmak üzere üç temel unsur etrafında şekillendi. Lexus, hafif ve yüksek rijitliğe sahip tamamen alüminyum bir gövde ile konsepti tasarlarken, araç ile sürücünün bütünlük hissini artıran ideal bir sürüş pozisyonu ortaya çıkardı. Elektrifikasyonda bir lider olan Lexus, sürüş keyfi sunma ve elektrikli spor otomobillerinin potansiyelini gösterme hedefiyle elektrifikasyon çağına uygun bir spor otomobil geliştirdi. Bu üst düzey sürüş performansı, zamansız bir tasarımla bir araya getirildi.

Efsanevi LFA modelinin ismini içten yanmalı motorla çalışan araçların ötesine taşıyan Lexus, spor otomobil üretme konusundaki bilgi birikimini geleceğe de aktarıyor. LFA Concept ile yeni bir sürüş heyecanı Lexus, her modelinde olduğu gibi elektrikli spor otomobilinde de sürüş heyecanını öne çıkarıyor. Lexus LFA Concept, sürücüyü daha önce benzeri olmayan bir sürüş deneyimi yaşatacak şekilde tasarlandı. İdeal sürüş pozisyonu merkeze alınarak tasarlanan kokpit, en ince ayrıntısına kadar rafine edildi. Genel tasarımda işlev ve güzellik arasındaki uyum, sürücüyü her zaman deneyimin içerisinde tutuyor.

Alçak ve akıcı ön tasarımdan arkaya uzanan silueti, Lexus LFA’nın heykelsi güzelliğini miras alıyor ve klasik coupe çizgilerini yansıtıyor. Lexus LFA Concept’I evrensel çekiciliğiyle ideal spor otomobil formunu sunarak, ilk bakışta kalplere dokunmayı başarıyor.

Lexus LFA Concept’in kabini de her detayıyla işlevselliği ve sadeliği bir arada sunuyor. Direksiyon, dönüş sırasında elleri bırakma ihtiyacını ortadan kaldıracak şekilde spor otomobil kullanımına uygun olarak tasarlandı. Kokpitteki kumanda ve düğmeler ise, performanslı sürüşlerde de sezgisel bir kontrol yapılmasına olanak tanıyacak şekilde yerleştirildi.

Teknik detayları ve performans verilerini henüz paylaşmayan Lexus, 2 kişilik LFA Concept’in 4,690 mm uzunluğa, 2,040 mm genişliğe, 1,195 mm yüksekliğe ve 2,725 mm aks aralığına sahip olduğunu açıkladı.
Toyota, Yeni RAV4 ile karşınızda
Skoda’nın Yeni Amiral Gemisi SUV Modeli Peaq olacak
Yenilenen Volkswagen T-Roc satışa sunuldu
Lexus’un Dijital Ayna Teknolojisi Es Sedan İle Avrupa Pazarına Geliyor
Motobike Istanbul 2019 Başladı
Toyota Corolla, “Yeni GR Sport” Versiyonu İle Artık Daha Sportif
Sektörel
-
Genel6 yıl agoLexus’un Dijital Ayna Teknolojisi Es Sedan İle Avrupa Pazarına Geliyor
-
Genel7 yıl agoMotobike Istanbul 2019 Başladı
-
Genel6 yıl agoToyota Corolla, “Yeni GR Sport” Versiyonu İle Artık Daha Sportif
-
Tasarım6 yıl agoElektrikli yerli otomobil, C-Sedan “coupe” ve “station wagon” olarak hayal edilirse…
